Harem Dairesi Gezi Rehberi

Harem Dairesi, Topkapı Sarayı’nda en çok ilgi çeken bölümlerin başında geliyor. Harem’deki hayat Osmanlı tarihi boyunca titizlikle gizli tutulduğu için, Harem’in gizemi yerli ve yabancı turistleri mıknatıs gibi kendine çekiyor.

19. yüzyılın oryantalist resimlerinde Harem, kadınların her gün dans ettiği bir yer olarak betimlendi. Halbuki Harem, dünyanın farklı ülkelerinden gelen kadınların büyük bir disiplin altında yaşadığı ve eğitim aldığı bir yerdi.

Yakın zamanda Muhteşem Yüzyıl gibi diziler sayesinde Harem’de yaşamış olan ünlü kadınların yaşam öyküsü hakkında fikir sahibi olsak da, günlük hayatlarını anlatan şeylerin çoğu kurguydu.

Harem, aslında padişahın annesi olan Valide Sultan tarafından yönetilen, sıkı bir disiplin ve hiyerarşiye sahip bir yerdi. Bu yazıda Topkapı Sarayı‘nın Harem Dairesi hakkında bilgi ve fotoğraflar bulabilirsiniz.

Topkapı Sarayı’ndaki Harem’in Tarihi

Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki, Topkapı Sarayı’ndaki Harem’in tarihi Kanuni Sultan Süleyman döneminde başlıyor. Peki saray Fatih Sultan Mehmet tarafından 15. yüzyılda inşa edildiğine göre, Harem’in tarihi nasıl oluyor da 16. yüzyıldan başlıyor? Öncelikle buna bir açıklık getirelim.

Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’un fethinden sonra Beyazıt semtinde bir saray inşa etmişti. Tarihi Yarımada’nın tam ortasında bulunan bu saray, bir süre hanedana hizmet etti. Bu sırada İstanbul’un birinci tepesi olan Sultanahmet‘te ise Topkapı Sarayı inşa ediliyordu.

Topkapı Sarayı, padişahın devlet işlerini yürüteceği bir ofis, kurmayları ile savaşlara hazırlanacağı bir talimhane ve Enderun okulunun eğitim vereceği bir eğitim kurumu olarak tasarlanmıştı. Bu sebeple de Harem Dairesi, artık “Eski Saray” olarak anılacak olan Beyazıt’taki sarayda kaldı. Topkapı Sarayı ise “Yeni Saray” unvanını almıştı.

Harem Dairesi birkaç kuşak boyunca Beyazıt’ta kaldı ve Kanuni Sultan Süleyman döneminde Topkapı Sarayı’na taşındı. İlber Ortaylı gibi tarihçilerin fikrine göre padişahın bu kararı vermesinde, Hürrem Sultan’ın etkisi büyüktür.

Harem Dairesi Gezi Rehberi

Harem Dairesi girişi Topkapı Sarayı’nın ikinci avlusunda bulunuyor. İkinci avlunun en belirgin yapısı olan Divan-ı Humayun’un arka tarafında bulunan gişelerden bilet alabilir ve Harem’e giriş yapabilirsiniz.

Harem’de uzun yıllardır süren bir tadilat olduğu için, aşağıdaki başlıklarda ele aldığım bazı bölümleri görme şansınız olmayabilir. Örneğin Cariyeler Koğuşu oldukça uzun bir süredir tadilatta olduğu için görülemiyor.

Ancak bu çalışmalar sayesinde uzun yıllardır kapalı olan bazı bölümler de ziyarete açıldı. Bunlara örnek olarak Harem Mescidi ve Harem Hastanesi gibi müze tarihinde ilk kez halka açılmış bölümleri sayabiliriz.

Bir turist rehberi olarak size önerim, Topkapı Sarayı’nı birkaç yılda bir ziyaret etmeniz olacaktır. Çünkü böylesine büyük ve köklü bir yapının tüm bölümlerini bir seferde idrak etmek zor olacaktır. Ayrıca her ziyaretinizde yeni açılmış bölümleri görmek de size keyif verecektir.

Bu uzun girişten sonra artık Harem Dairesi Gezi Rehberi yazımıza başlayabiliriz. Alttaki satırlarda Harem’in gezi rotasına göre belli başlı bölümleri sizlere tanıtmaya çalışacağım.

1. Zülüflü Baltacılar Koğuşu

Harem’in giriş kapısından geçmeden önce soldan aşağıya giden merdivenler göreceksiniz. Bu yol sizi Zülüflü Baltacılar Koğuşu adı verilen küçük yaşam alanına götürür.

Zülüflü Baltacılar, Harem’in ağır işlerini yapan görevlilerdi. Harem’in yakacak odun ihtiyacını onlar sağlardı. Barış zamanında saray içindeki işleri yapan Zülüflü Baltacılar, savaş zamanında ise orduya katılır ve padişahla birlikte sefere giderlerdi.

Zülüflü Baltacılar Koğuşu, kendi içinde küçük bir mahalle gibidir. Baltacıların yattığı koğuşun haricinde, bir mescit, bir hamam ve bir de kahvehane bulunur. Özellikle kahvehanedeki balmumu heykeller, sizlere saraydaki görevlilerin yaşam tarzı hakkında fikir verebilir.

2. Karaağalar Taşlığı

Harem Karaagalar Tasligi

Karaağalar Taşlığı, Harem’in giriş kapısından sonra sizi karşılayan koridora verilen isim. Harem’in asayişinden sorumlu olan Karaağalar, Afrika’dan gelen hadım edilmiş erkeklerdi.

Topkapı Sarayı’nın erken dönemlerinde güç dengesi Enderun’daki ağaların elindeydi. Ancak Harem’in Topkapı Sarayı’na taşınması ile zaman içinde Harem Ağaları da güçlendiler.

Karaağalar, taşlığın yanındaki koğuşlarda uyur ve koğuşun yanındaki mescit içinde dinsel vecibelerini yerine getirirlerdi. Bir önceki durağımız olan Zülüflü Baltacılar Koğuşu’nun rahatlığının burada olmadığını görüyoruz.

Harem’deki ağalar zaman içerisinde emekli olabiliyorlardı. Sarayda özel günlerde dağıtılan altınlar sayesinde bir emeklilik parası da biriktirebiliyorlardı.

Ancak uzun yıllar Harem’de yaşadıktan sonra normal hayata uyum sağlamakta zorlandıkları oluyordu. Günümüzde Taksim Meydanı’na yakın bir konumda bulunan Hüseyin Ağa Camii, emekli bir Harem Ağası tarafından inşa edilmiştir.

3. Cariyeler Taşlığı

Cariyeler Taşlığı, saraydaki genç kadınların kaldığı bölümdü. Saraya yeni gelmiş ve kıdemsiz olan genç kadınlar bu avluyu çevreleyen koğuşlarda kalırdı.

Harem’in içindeki hiyerarşide yükselen kadınlar, sonradan “Gözdeler Taşlığı” adı verilen yere geçebilirdi. Padişahtan bir erkek çocuk sahibi olan kadınlar ise bu ayrıcalığa daha çabuk ulaşırdı.

Harem’deki kadınların birçoğu padişahı belki hayatı boyunca görmüyordu. Ancak Valide Sultan, padişahın kız kardeşleri veya kızlarına yakın olanlar da zamanla terfi edebiliyordu.

Harem’deki kadınlardan bazıları gösterdikleri başarı ve sadakat ile de yönetici konumuna gelmişlerdir. Örneğin Cevri Kalfa bir isyan sırasında bir şehzade iken II. Mahmud’un hayatını kurtamış ve sonradan bu padişahtan büyük takdir görmüştür. Bu yürekli kadının adına bir mektep, köşk ve sebil inşa edilmiştir.

4. Valide Sultan Odası

Valide Sultan Odası, doğal olarak Harem’in en güzel odalarından biri. Bazı padişahlar annelerine özel odalar yaptırdığı için, sarayda birden fazla Valide Sultan Odası bulunur. Ancak şimdilik yalnızca biri ziyarete açık.

Valide Sultan, Harem’in mutlak hakimi, sarayın ise padişahtan sonra gelen en önemli kişisi idi. Padişahlar savaşa gittiklerinde devlet yönetiminden de onlar sorumlu olurdu.

Osmanlı tarihinde Hürrem Sultan gibi güçlü Valide Sultan’lar bazı dönemlerde yönetimde söz sahibi oldular. Çocuk yaştaki padişahların tahta geçtiği dönemlerde de Valide Sultan’ın devlet işlerindeki etkisi artardı.

5. Hünkar Sofası

Hünkar Sofası, genel anlamda sadeliği ile dikkat çeken Harem Dairesi’nin en görkemli odası olarak öne çıkıyor. Dini bayramlarda ve özel günlerde hanedanın buluştuğu bir yer olan Hünkar Sofası, mavi, sarı ve kırmızı renklerle bezenmiş.

Hünkar Sofası, Osmanlı’nın erken dönem ve geç dönem mimarisinin bir karışımı olarak göze çarpar. Klasik mimarinin en belirgin özelliklerinden olan çiniler, kalem işleri ile geç dönem mimarisinin barok ve rokoko unsurları bir aradadır.

6. III. Murad Has Odası

Harem Dairesi Has Odası

III. Murad Has Odası, Osmanlı İmparatorluğu‘nun zirvede olduğu yıllarda inşa edilmişti. Mimar Sinan’ın saray mimarı olarak görev yaptığı bu dönem, klasik dönem mimarisinin de zirvede olduğu yıllardı.

Muhteşem çiniler ve hat işleri ile süslü bu oda, Mimar Sinan’ın ustalığının izlerini taşır. Dönemin en güzel süsleme öğelerini birbiri ile uyum içinde kullanan Mimar Sinan, sadeliğin içinde bir görkem yaratmayı her zamanki gibi başarmıştır.

7. Şehzade Dairesi

Şehzade Dairesi aynı zamanda “Çifte Kasırlar” olarak da anılır. İki bitişik odadan oluşan Şehzade Dairesi’nin güzel bir iç dekorasyonu ve manzarası vardır. Bölümlerden birindeki tavan süslemeleri ahşap üzerine işlenmiştir ve sarayın en eski dekorasyonlarından biridir.

Şehzadeler Harem’de alimlerden eğitim alır ve belli bir yaşa geldiklerinde sancağa giderlerdi. Sancakta devlet yönetimi hakkında tecrübe sahibi olur ve aldıkları eğitimi sahada uygulama fırsatı bulurlardı.

Osmanlı’nın ilerleyen dönemlerinde sancak sistemi kalkınca, şehzadeler Harem’de daha çok vakit geçirmeye başladılar. Tahta çıkamayan şehzadelerin sarayda kapalı tutulması nedeniyle de bu odaların adı “kafes” olarak anılmaya başlandı.

8. Gözdeler Taşlığı

Gözdeler Taşlığı, Harem hiyerarşisinde en üstlerde olan kadınların kaldığı odalarla çevrilidir. Saraydaki kadınlar bu konuma gelene kadar çok ciddi eğitimden geçerdi.

Cariyeler Taşlığı’nı gezerken Harem içindeki en merkezi ve ferah yer olduğunu fark edeceksiniz. Haliç manzarasına tepeden bakan avlu, Topkapı Sarayı’nın en keyifli köşelerindendir.

9. Harem Mescidi

Harem Mescidi

Harem Mescidi, sarayda yaşayan kadınların dini vecibelerini yerine getirdiği yerdi. Oldukça güzel çinilerle süslü olan bu küçük mescit, Topkapı Sarayı müzeye çevrildiğinden beri kapalıydı.

Uzun süren restorasyonlardan sonra yakın zaman önce ziyarete açılan mescit, Harem’in en ilginç köşelerinden biri olarak dikkat çekiyor.

10. Altın Yol

Altın Yol, geçmişte padişah ile görüşecek olan cariyelerin geçtiği yolun adıydı. Günümüzde ise Harem Dairesi ziyaretinin sonunda sizi uğurlayacak koridor olarak işlev görüyor.

Altın Yol üzerinde Harem’e hizmet vermiş olan küçük bir mutfak göreceksiniz. Harem Dairesi’nde yemek pişirilmediği için, saray mutfaklarında pişen yemekler “Kuşhane Mutfağı” olarak bilinen bu bölüme getirilir ve buradan Harem’e dağıtılırdı.

Kuşhane Mutfağı’nı geçtikten sonra solunuzda ziyarete kapalı olan bir odaya çıkan merdivenler göreceksiniz. Yazının başında bahsettiğim Cevri Kalfa’nın Şehzade Mahmud’u isyancıların elinden kurtardığı yer burasıdır.

Harem’e sarayın ikinci avlusundan giriş yapmıştınız ve şimdi Altın Yol’un sonundaki turnikelerden üçüncü avluya geçeceksiniz. Saray gezinizde size yardımcı olması için bir gezi yazısına ihtiyacınız olursa, Topkapı Sarayı Gezi Rehberi isimli yazımı da gözden geçirebilirsiniz.

Harem Dairesi Hakkında Bilgi by Serhat Engül

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *