Sultanahmet Theodosius Dikilitaşı

Sultanahmet Meydanı’ndaki Theodosius Dikilitaşı, İstanbul’un en eski tarihi eserlerinden biri. Antik Mısır’dan getirilmiş olan dikilitaş, Bizans döneminde at yarışlarının yapıldığı Hipodrom’un tam ortasında duruyordu.

Orijinal yeri Mısır’daki Karnak Tapınağı olan Theodosius Dikilitaşı (namıdiğer Mısır Obeliski), bugünkü yerine büyük badireler atlatarak ulaştı. Uzun yıllar İskenderiye Limanı’nda terk edilen ve İstanbul’a getirdildiği sırada kırılarak ikiye bölünen Dikilitaş, sonunda 1700 yıldır durduğu Hipodrom’a ulaşmıştı.

Bu yazıda Sultanahmet‘teki Theodosius Dikilitaşı’nın tarihi hakkında kısa bilgi bulabilirsiniz. Sultanahmet Dikilitaşı’nın hikayesini hakkıyla anlatabilmek için tarihte kısa bir yolculuğa çıkmamız gerekiyor. Keyifli okumalar dilerim.

Obelisk’in Esas Yeri Antik Mısır

Roma İmparatoru Konstantin’in Reformları

Roma İmparatorluğu’nu 306 ile 337 yılları arasında yöneten İmparator Konstantin, hükümdarlık yılları boyunca tarihin akışını değiştirecek kararlara imza attı. Roma’nın Kuzey Avrupa’daki Germen Halkları ve Doğu’daki Sasani İmparatorluğu ile mücadelesi çok uzun yıllardır devam ediyordu.

Bu sebeple imparatorlar askeri seferlerden önce veya sonra Sirmium (Sırbistan), Nicomedia (İzmit), Antiochia (Antakya) gibi kentlerde konaklıyorlardı. Başkent Roma artık stratejik önemini yitirmişti.

Tetrarşi Dönemi‘nin sonunda yaşanan iç savaşlardan tek hükümdar olarak çıkmayı başaran Konstantin, ilk iş olarak başkentin yerini değiştirdi. Bu amaçla stratejik konumu ile gelecek vaat eden Byzantium‘u (İstanbul’un ilk adı) seçmişti.

Küçük bir kent olan Byzantium, 324 ile 330 yılları arasında yeniden inşa edildi. Roma gibi 7 tepe üzerinde inşa edildiği için adına “Yeni Roma” dendi. Sonraları ise Konstantin’in şehri anlamına gelen Konstantinopolis olarak anılacaktı.

Yeni Roma’nın İkonik Yapıları

Yeni başkentin en önemli yapıları Büyük Saray, Hipodrom, Konstantin Forumu ve İsa’nın havarilerine adanan Havariyyun Kilisesi idi. İmparatorların yaşadığı Büyük Saray ve şehrin en büyük etkinlik merkezi olan Hipodrom yan yana inşa edilmişti.

Hipodrom‘un içindeki “Kathisma” isimli imparatorluk locası, Büyük Saray’a bir koridor ile bağlıydı. Böylece yarışların yapılacağı günlerde imparatorlar da izleyiciler arasındaki yerini alıyordu.

Hipodrom’da yapılan yarışlar, imparatorlar için önemli bir politik araçtı. Bir imparatorun döneminde yapılan yarışlar ve verilen ziyafetler onun halk nezdindeki itibarını artırırdı.

İmparator Konstantin, yeni inşa ettirdiği şehirdeki Hipodrom’a çok önem veriyordu. Bu amaçla Konstantinopolis Hipodromu, Roma’daki Circus Maximus ile yarışacak boyutlarda inşa edildi.

Roma İmparatorluğu’ndaki en önemli şehirlere, Antik Mısır‘dan getirilen dikilitaşların yerleştirilmesi bir gelenekti. Şekilleri ile bir piramidi andıran bu görkemli obeliskler, bir güç simgesi olarak göze çarpıyordu. Aynı zamanda sonu gelmiş olan Antik Çağ’ın birer temsilcisiydiler.

Konstantin, Mısır’daki Karnak Tapınağı‘ndan bir Mısır Obeliski getirilmesini istedi. Ancak bu yolculuk çok uzun sürecekti. Bu sebeple Hipodrom’un tam ortasına denk gelecek biçimde, Konstantin Sütunu olarak da bilinen, bir “Örmetaş” dikildi.

Üst üste konulan kesme taşlardan oluşan bu Örmetaş, tunç levhalar ile kaplandı. Altın gibi ışıldayan bir görüntüsü vardı.

Mısır Obeliski ve Örmetaş (Konstantin Sütunu)

Sultanahmet Mısır Obeliski

Resmin en sağında gözüken Örmetaş, Mısır Obeliski’nin İstanbul’a varması gecikince dikildi. Obeliskin Hipodrom’a ikinci büyük dikilitaş olarak yerleştirilmesi ancak birkaç kuşak sonra, İmparator Theodosius döneminde gerçekleşecekti. Buna benzer canlandırma resimlerini Byzantium1200.com sitesinde bulabilirsiniz.

Sultanahmet Theodosius Dikilitaşı

Antik Mısır’daki dikilitaşlar firavunlar tarafından yaptırılmış binlerce yıllık anıtlardı. Örneğin Sultanahmet Theodosius Dikilitaşı, milattan önce 1500 yılında III. Thutmose (Tutmosis) tarafından dikilmişti.

Dikilitaşın esas yeri Mısır’daki Karnak Tapınağı’ydı. Antik Mısır’ın en savaşçı imparatorlarından olan III. Tutmosis‘in zaferlerini simgelemek için dikilen iki dikilitaştan biriydi.

Dikilitaş yaklaşık 35 metre yükseklikteki yekpare bir granit sütundu. İkizi olan başka bir obelisk ile beraber tapınağın giriş kapısına yerleştirilmişti. Dikilitaşın üzerinde Firavun Tutmosis övülüyor ve ordusu ile Fırat Nehri’nin ötesine geçişi kutlanıyordu.

Dikilitaşın Mısır’dan, Konstantinopolis’e getirilmesi çok büyük bir projeydi. Roma donanmasındaki en büyük gemilerden birinin görevlendirilmesi gerekiyordu. Bu yüzden her nasılsa 60 yıl boyunca bir türlü yerine ulaşmadı. Uzun bir süre İskenderiye Limanı’nda kaderine terk edildi ve ancak birkaç kuşak sonra Konstantinopolis’e getirilebildi.

Dikilitaşı getiren gemi, nihayet 390 yılında, İmparator Theodosius döneminde Konstantinopolis’e ulaştı. Ancak obeliskin Hipodrom’a naklinden sorumlu olan şehir valisi Proclus, görevinde başarısız oldu. Dikilitaş, limandan Hipodrom’a taşınırken kırıldı. Obeliskin sağlam kalan 20 metrelik üst kısmı, Hipodrom’da Örmetaş ve Yılanlı Sütun‘un yanına dikildi.

15 metrelik taban kısmı kırılan Mısır Obeliski oldukça kısalmıştı. Örmetaş‘a oranla çok kısa kalıyordu. Bu sebeple Dikilitaş’ın altına Romalı heykeltıraşlar tarafından hazırlanan bir mermer kaide yerleştirildi.

Sultanahmet Theodosius Dikilitaşı
Sultanahmet Meydanı’ndaki Mısır Obeliski

Sultanahmet Dikilitaşı Üzerindeki Yazılar

Sultanahmet Dikilitaşı üzerinde Antik Mısır’ın hiyeroglif yazısı ile betimlenen bir destan var. Dikilitaş’a dikkatle bakınca en tepesinde Firavun Tutmosis, Antik Mısır’ın en güçlü tanrısı olan Amon-Ra önünde diz çökerken betimlenmiş.

Sultanahmet Dikilitaşı’nın dört bir yanına kazınmış olan hiyeroglif yazılarında ise Tutmosis’in kudretli tanrılar Amon ve Horus‘un yardımı ile nasıl Mısır’ın efendisi olduğu anlatılıyor. Hükümdarlığının 30. yılını kutlayan Tutmosis’in topraklarını Mezopotamya’ya kadar genişletmesi övülüyor.

Roma İmparatoru Theodosius

Dikilitaş‘ın altına Romalılar tarafından yerleştirilen mermer kaidenin üzerinde ise Theodosius var. Konstantin döneminde büyük bir refah dönemi yaşayan Roma, onun ölümünden sonra çöküşe geçmişti. Birkaç kuşak süren taht kavgaları ve yenilgiler imparatorluğu parçalanmanın eşiğine getirmişti. Büyük bir buhrana sürüklenen Roma İmparatorluğu‘nun başına geçen Theodosius, Roma’yı tekrar rayına oturtan hükümdardı.

Theodosius, 40’lı yaşlarında Roma’daki kargaşaya son vermiş ve başkentte yaşamaya başlamıştı. Dikilitaş onun zamanında şehre varınca, mermer kaideye de onun sureti ve adı kazınmış oldu. Bu sebeple Konstantin döneminden beri gelmesi beklenen taşın adı da Theodosius Dikilitaşı oldu.

Uzunluğu 20 metreye düşen dikilitaşı yükseltmek için kullanılan mermer kaidenin üzerinde Theodosius ve oğulları görülebilir. Roma İmparatorluğu ikiye bölünmeden önceki son imparator olan Theodosius, oğulları Arcadius ve Honorius ile birlikte hipodromdaki araba yarışlarını izlerken betimlenmiştir.

Sultanahmet Theodosius Dikilitaşı Mermer Kaidesi

Theodosius Sütunu Kaidesi

Roma’nın İkiye Bölünmesi

Ne var ki, Theodosius obeliskin dikildiği 390 yılından yalnızca beş sene sonra ansızın öldü. Onun ölümünün ardından Roma İmparatorluğu da Doğu ve Batı olarak ikiye ayrıldı. 18 yaşındaki büyük oğlu Arcadius, Doğu Roma İmparatorluğu‘nun başına geçerken, henüz 12 yaşındaki Honorius ise Batı Roma İmparatorluğu‘nu yönetmeye başladı.

İki genç imparatorun başına tecrübeli generaller taht naibi olarak atanmıştı. Ancak tüm çabalara rağmen Batı Roma’nın 476 yılında çökmesine engel olunamadı. Doğu Roma İmparatorluğu ise Arcadius ve ardılları tarafından ayakta tutuldu. 1453 yılındaki İstanbul’un fethine kadar da “Bizans İmparatorluğu” adıyla varlığını sürdürdü.

Osmanlı Döneminde Theodosius Dikilitaşı

Theodosius Dikilitaşı Tarihi

Osmanlı döneminde Hipodrom artık At Meydanı olarak anılmaya başlanmıştı. Theodosius Dikilitaşı, Yılanlı Sütun ve Örmetaş gibi tarihi eserler ise halen yerinde duruyordu. 1600’lü yıllarda Sultanahmet Camii‘nin inşa edilmesiyle, At Meydanı da Sultanahmet Meydanı oldu.

Meydan, Osmanlı döneminde de etkinlik merkezi olarak işlev görüyordu ve padişahların çeşitli vesilelerle ziyafet verdikleri bir yerdi. Ayrıca bayram şenlikleri de burada yapılıyordu.

Osmanlı döneminde insanlar Theodosius Dikilitaşı, Örmetaş ve Yılanlı Sütun gibi anıtlara saygı gösterdiler. Her birinin kendine göre bir tılsımı olduğuna inanılıyordu.

Bu görkemli anıtlar, depremler ve felaketlerden zarar görseler de, ayakta kalmayı başardılar. Günümüzde Sultanahmet Meydanı’ndaki kalıntılardan en iyi durumda olanı Theodosius Dikilitaşı’dır.

Sultanahmet Meydanı’ndaki tarihi eserler ile ilgili ilginç bir ayrıntı ise zemindeki kot farkıdır. Theodosius Dikilitaşı‘nın yanına gidip aşağıya baktığınızda, zeminin 1700 yıl içinde ne kadar yükseldiğini fark edersiniz.

Sultanahmet’in modern kaldırım taşları ile dikilitaşların orijinal zemini arasında yaklaşık 3 metre yükseklik farkı vardır. Dikilitaş ve çevresindeki tarihi eserler, tüm arkeolojik kalıntılar gibi zaman içinde yükselen zeminin altında kalmışlardır.

Fay hattı üzerinde olan İstanbul’da yaşanan depremler Sultanahmet Meydanı’ndaki Theodosius Dikilitaşı ve Örme Sütun‘u pek etkilememiş, ancak Yılanlı Sütun‘a ciddi bir zarar vermiştir. Geçmişte üç yılan başı ile süslü olan sütunun tepesindeki yılanlardan ikisi kaybolmuş, biri ise halihazırda İstanbul Arkeoloji Müzesi‘nde sergilenmektedir.

Sultanahmet Dikilitaşı Hakkında Kısa Bilgi by Serhat Engül

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *