Sakıp Sabancı Müzesi Giriş Ücreti

Sakıp Sabancı Müzesi, İstanbul Boğazı’nın en güzel semtlerinden biri olan Emirgan’da konumlanıyor. Tarihi bir köşkte hizmet veren müze, zaman zaman dünyanın en önemli resim koleksiyonlarını sergiliyor. Örneğin “İstanbul’da Bir Sürrealist: Salvador Dali” sergisiyle dünyaca ünlü İspanyol ressamın eserleri ziyaretçilere tanıtılmıştı.

Müzenin yönetiminde, Türkiye’nin iş dünyasının önde gelen ailelerden Sabancı Holding bulunuyor. İstanbul’da 2000’li yıllarda turizmdeki ilerleme ile birçok müze açılmıştı. Bu dönemde Koç, Sabancı, Eczacıbaşı ve Suna ve İnan Kıraç Vakfı art arda müzeler açtılar. Bu müzelerin her biri kendi alanında çok başarılı oldu ve İstanbul’un kültür ve sanat hayatına katkılarda bulundu.

Bu yazıda müzeye ev sahipliği yapan köşkün tarihi ve içinde sergilenen eserler hakkında bilgi bulabilirsiniz. Ayrıca Sakıp Sabancı Müzesi giriş ücreti ve ziyaret saatleri de not edilmiştir.

Sakıp Sabancı Müzesi’nin Tarihi

Sakıp Sabancı Müzesi’nin tarihi 2002 yılına kadar uzanıyor. SSM, her ne kadar genç bir müze olsa da, İstanbul’un en çok ziyaret edilen müzeleri arasında yer alıyor.

Müzenin ana binası 1925 yılında İtalyan mimar Edoardo De Nari tarafından inşa edilmiş. Adana’nın önde gelen sanayici ailelerinden Sabancı tarafından 1951 yılında satın alındıktan sonra yeniden dekore edilmiş.

Bu dekorasyon sırasında binaya eklenen en önemli şey ise bahçedeki at heykelleri. Zira bu heykellerinden biri, Bizans döneminde Konstantinopolis Hipodromu’nu süsleyen bronz heykellerin bire bir kopyası.

Bu sitede daha önce 1204’te gerçekleşen Latin İstilası ile ilgili uzun bir yazı kaleme almıştım. Dördüncü Haçlı Seferi sırasında gerçekleşen bu işgal sırasında, Orta Çağ’ın en önemli kenti olan Konstantinopolis yağmalanmış ve kıymetli hazineleri İtalya’ya götürülmüştü.

Bu kıymetli eserler arasında Hipodrom Meydanı‘nı süsleyen bronzdan yapılma 4 atlı heykeli vardı. Bu heykeller günümüzde Venedik’teki San Marco Katedrali’nde bulunmaktadır.

Köşkün önüne yerleştirilen bu at heykellerinden dolayı Sabancı ailesine ait bu köşke “Atlı Köşk” adı verilmişti. Sabancı ailesinin ünlü işadamlarından Sakıp Sabancı, uzun süre bu evde ikamet etti.

Sakıp Sabancı’nın köşkte yaşadığı yıllarda evde bulunan sanat koleksiyonu da genişledi. Uzun yıllar sonra ağırlıklı olarak hat eserleri ve resimlerden oluşan bu koleksiyon Sabancı Üniversitesi‘ne bağışlandı.

Köşkün müze yapılmasına karar verildikten sonra yapıya bazı modern eklemeler yapıldı ve 2002 yılında Sakıp Sabancı Müzesi olarak hizmete girdi.

Sakıp Sabancı Müzesi Eserleri

Sakıp Sabancı Müzesi eserleri, bizlere Osmanlı İmparatorluğu‘ndan itibaren süregelen bir kültür ve sanat tarihine şahitlik etme fırsatı tanıyor. Sakıp Sabancı’nın ömrü boyunca topladığı eserler, ilk bakışta fark edilmese de aslında tarihsel bir gelişimi konu alıyor.

Aşağıdaki satırlarda müzedeki her bir bölümü ayrı ayrı ele alıyor olacağız. Ancak baştan şunu belirtmek gerekir ki, müzeyi “Kitap Sanatları ve Hat Koleksiyonları” bölümünden başlayarak gezmek ve sonrasında “Resim Koleksiyonu” ve “Mobilya Koleksiyonu” bölümlerini görmek Osmanlı’nın klasik ve modern dönemleri hakkında fikir edinmek adına daha doğru olacaktır.

1. Kitap Sanatları ve Hat Koleksiyonu

Kitap Sanatları ve Hat Koleksiyonu bölümü, müzenin merkezini oluşturuyor. Sakıp Sabancı’nın Sultan II. Mahmud’un yazmış olduğu bir levhayı satın alarak toplamaya başladığı koleksiyon, zamanla bir müzeyi dolduracak kadar kapsamlı hale gelmiş.

Müzeyi gezerken bu bölüme öncelik vermenizi tavsiye etmemin nedeni, bu bölümdeki el yazması kitapları ve hat eserlerinin Osmanlı’nın klasik dönemine gönderme yapmasından kaynaklanıyor.

Müzeyi gezerken göreceğiniz “Elyazması Kitaplar” bir zamanlar varlıklı kişilerin en kıymetli koleksiyon eşyalarıydı. Özel ciltlerle kaplı olan bu kitaplar, üstat bir katip tarafından kaleme alınır ve bir hazine gibi muhafaza edilirdi.

Topkapı Sarayı‘nı gezenlerin hatırlayacağı üzere, üçüncü avluda Sultan III. Ahmed’in inşa ettirdiği bir kütüphane vardır. İşte bu gösterişli kitaplık, böyle kıymetli elyazması eserlerin muhafaza edilmesi için yapılmıştı.

Osmanlı döneminde hat sanatı da oldukça prestijli bir meslekti. Padişahlar bizzat bu konuda eğitim alırlardı. Öyle ki, bazı padişahlar yaptırdıkları cami, köşk ve çeşmeleri bizzat kendi elleriyle yaptıkları hat işleriyle süslerdi.

Sakıp Sabancı Müzesi’nde Osmanlı’dan kalan bu kültürel mirasın yansımalarını görebilirsiniz.

2. Resim Koleksiyonu

İstanbul Sabancı Müzesi Hakkında Bilgi

Resim Koleksiyonu, erken dönem Türk resminin önemli örneklerini içeriyor. Bilindiği gibi Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk yıllarında resim sanatı pek gelişmemişti.

Osmanlı’nın yaptığı camiler, saraylar ve türbelerde daha çok hat sanatı, çinicilik ve kalem işleri ön plana çıkıyordu. Osmanlı’nın son yüzyılında ise resim sanatı ön plana çıkmaya başladı.

Özellikle Osmanlı tahtının Dolmabahçe Sarayı‘na taşındığı 1850’li yıllardan itibaren, resim sanatı bizzat padişahlar tarafından desteklendi. Bu dönemde birçok Batılı ressam İstanbul’da yaşadı ve hatta “Saray Ressamı” olarak görev yaptı.

Sakıp Sabancı, 1970’lerden başlayarak Osmanlı’nın son döneminde yapılmış olan tabloların bir kısmını topladı. Oluşturduğu koleksiyon, Osmanlı sanatında Batılılaşma etkisini de yansıtmaktadır.

İstanbul’da uzun yıllardır turist rehberliği yapan biri olarak, bu şehri en iyi yansıtan ressamlardan birinin Fausto Zonaro olduğuna inanırım. Osmanlı’ya saray ressamlığı yapmış olan Fausto Zonaro’nun ve başka birçok kıymetli ressamın tablolarını bu bölümde görebilirsiniz.

3. Mobilya ve Dekoratif Eserler Koleksiyonu

Sakıp Sabancı Müzesi Eserleri

Mobilya ve Dekoratif Eserler Koleksiyonu da diğer bölümlerde olduğu gibi, Osmanlı Devleti’nin tarihteki kültürel dönüşümüne şahitlik etmemizi sağlıyor.

Bilindiği üzere 1700’lü yılların sonundan itibaren Osmanlı’da Batılılaşma akımı başlamıştı. Sultan II. Mahmud ile başlayan bu akım, Sultan Abdülmecid’in saltanatı sırasında doruğa çıkmıştı.

Sultan Abdülmecid’in inşa ettirdiği Dolmabahçe Sarayı’nda, 1800’lü yılların en görkemli vazoları, avizeleri ve mobilyaları görülebilir.

Sakıp Sabancı da Atlı Köşk’ü dekore ederken Osmanlı’nın son döneminde moda olan barok, rokoko ve neo-klasik üsluplarından esinlenmiş.

Müzenin bu bölümünü gezerken, 19. yüzyılda Osmanlı padişahlarının ve İstanbul’un önde gelen ailelerinin kullandığı birçok mobilyayı ve dekorasyon öğesini görebilirsiniz.

4. Abidin Dino Arşivi

Abidin Dino Arşivi, sanatçının kaleminden çıkmış çizimler, taslak metinler ve heykelleri için yaptığı eskizleri kapsıyor.

Abidin Dino, 20. yüzyılın en önemli Türk ressamı olarak, 1900’lü yılların tüm gelişmelerini eserlerine ilham kaynağı olarak kullanmıştı.

Dünya savaşlarının yaşandığı, imparatorlukların yıkıldığı ve insan hayatının kökünden değiştiği bu döneme şahitlik eden ressam; bu çağın birçok anını eserlerinde ölümsüzleştirdi.

Abidin Dino’nun sanata katkıları yalnızca resimle de sınırlı kalmadı. Kendisi aynı zamanda bir karikatürist, yazar ve yönetmendi.

Sakıp Sabancı Müzesi’nde Türk sanat tarihinin çok yönlü bir figürü olan Abidin Dino ile ilgili birçok hatırayı bulabilirsiniz.

5. Emirgan Arşivi

Emirgan Arşivi, İstanbul Boğazı’nın en güzel semtlerinden biri olan Emirgan ile ilgili birçok nostaljik öğeyi içeriyor.

Müzenin bu bölümünde 1900’lü yılların başından itibaren Emirgan’daki günlük yaşama dair birçok fotoğrafı görebilirsiniz. Emirgan’daki ahşap konaklar, vapurlar ve sahil saraylarını içeren bu fotoğraflar, size zamanda bir yolculuk yaptıracaktır.

6. At Heykelleri

Sakıp Sabancı Müzesi Atlı Köşk

Sakıp Sabancı Müzesi’nin bahçesindeki At Heykelleri, başlı başına birer tarihi eser. İki heykelden biri yazının girişinde bahsettiğim üzere Bizans İmparatorluğu‘nun en önemli arenası olan Konstantinopolis Hipodromu’nun girişini süsleyen bronz heykellerin bire bir kopyası.

Diğer heykel ise Fransız heykeltıraş Louis Doumas tarafından 1864 yılında Paris’te yapılmış. Osmanlı döneminin üst düzey bürokratlarından Abraham Paşa’nın konağını süsleyen heykel, sonradan Sabancı ailesi tarafından satın alınmış.

Müzedechanga Restaurant

Emirgan Müzedechanga

Müzedechanga Restaurant, Sakıp Sabancı Müzesi’ne yapacağınız ziyareti daha da keyifli hale getiren bir yer. Zira müzeyi gezmekten yorulduğunuzda burada Boğaz manzarası eşliğinde bir şeyler yiyebilirsiniz.

İstanbul’un 2000’li yıllarda açılan birçok genç müzesinde kültür-sanat ile gastronomi iç içe geçmiş durumda. Örneğin İstanbul Modern Sanat Müzesi ve Rahmi Koç Müzesi‘nin bünyesinde de harika restoranlar var.

Sakıp Sabancı Müzesi Giriş Ücreti 2021

Sakıp Sabancı Müzesi giriş ücreti 40 Türk Lirası‘dır. Öğretmenler, öğrenciler, müzekart sahipleri ve 60 yaşın üzerindeki ziyaretçiler için bilet fiyatı ise 25 TL’dir. Sakıp Sabancı Müzesi’nde Çarşamba günleri “halk günü” olarak kabul edilir ve müze girişleri ücretsizdir.

Sakıp Sabancı Müzesi Ziyaret Saatleri

Sakıp Sabancı Müzesi ziyaret saatleri sabah 10:00 ile akşam 18:00 saatleri arasındadır. Ücretsiz halk günü olan Çarşamba günleri ise saat 20:00‘a kadar açıktır. Müze haftada bir gün olmak üzere, Pazartesi günleri ziyarete kapalıdır.

İstanbul’daki müzelerin giriş saatlerinde etkinliklere ve tadilatlara bağlı olarak değişiklik olabilir. Müzeye gitmeden önce Sakıp Sabancı Müzesi’nin resmi internet sitesini ziyaret edip, son durumu gözden geçirmenizi öneririm.

Sakıp Sabancı Müzesi’ne Nasıl Gidilir?

Sakıp Sabancı Müzesi, Boğaz kıyısındaki Emirgan semtinde konumlanıyor. Müzeye gitmek için Sarıyer veya Emirgan yönüne giden otobüslere binebilir ve Emirgan Çınaraltı Durağı’nda inebilirsiniz.

Özel araçla müzeye gelmek isteyen ziyaretçiler için, müzenin kendisine ait 30 araç kapasiteli otoparkı bulunuyor. Otoparkın dolu olması durumunda sahil yolu boyunca özel aracınızı rahatlıkla park edebiliyorsunuz.

Sakıp Sabancı Müzesi Hakkında Bilgi by Serhat Engül

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *