IV. Haçlı Seferi ve Latin İstilası

Haçlı Seferleri, Papa’nın çağrısıyla 1095 yılında başlamıştı. Bizans imparatorları, Haçlıların gelmesinden memnundu, çünkü doğuda Büyük Selçuklu Devleti’ne kaybettikleri toprakları geri almak istiyorlardı. İlk üç Haçlı seferi Bizans’ın yararına olsa da, IV. Haçlı Seferi tam bir felaketle sonuçlandı. Tarihe Latin İstilası olarak geçen bu olay, Orta Çağ’ın en güzel şehri Konstantinopolis’in yağmalanmasına ve yıllarca işgal altında kalmasına sebep oldu.

Bu yazıda IV. Haçlı Seferi‘nde olanlar hakkında kısa bilgi edinebilirsiniz. Venedik Dükü Enrico Dandolo’nun yönettiği bu sefer, Ortodoks Hristiyanlığın merkezi olan Konstantinopolis’i hedef almıştı. Katolik Haçlı birlikleri, farklı bir mezhepten gelen Bizanslıları katlettiler. Latin İstilası 1204 ile 1261 yılları arasında toplam 57 yıl sürdü ve Bizans halkının hafızasında çok acı anılar bıraktı. Bu yüzden Osmanlılar kapıya dayandığında, halkın büyük bir kısmı Papa’dan gelecek yardımı istemedi

Bizans tarihinde Latin İstilası
Konstantinopolis’te Latin İstilası

IV. Haçlı Seferi ve Latin İstilası

İlk 3 Haçlı seferinin oluşturduğu karmaşa yüzünden, Bizans‘ın başkenti Konstantinopolis (İstanbul) ticari önemini yitirme noktasına gelmişti. Suriye ve civarının Haçlılar tarafından Müslümanlardan geri alınmasıyla, o bölgeye Cenevizliler ve Venedikliler yerleşmişti.

Bu koloniler Doğu’nun (Çin ve Hindistan) mallarını Fransa, İtalya ve Almanya’ya pazarlamaya başlamış ve Bizans‘ın geleneksel ticaretine büyük darbe vurmuşlardı.

Konstantinopolis‘te de varlık gösteren (Galata ve çevresinde) ve iyice zenginleşen İtalyan kolonileri (Cenevizliler ve Venedikliler) Manuel Komnenos’un ölümünden sonra yerine geçen oğlu II. Aleksios zamanında Konstantinopolis‘te çıkan bir ayaklanma sırasında katledildiler.

Binlerce İtalyan denizci ve tüccar kaçmaya çalışırken Konstantinopolis halkı tarafından öldürüldü. Zira halk tarafından şehrin kanını emen parazitler olarak görülüyorlardı. İsyancılar tarafından eski imparator Manuel Komnenos‘un kuzeni Andronikos tahta çıkarıldı.

1. İmparator Andronikos Dönemi

İmparator Andronikos köylüyü ve halkı koruyan bir politika izledi. Kırsal kesimden orantısız vergi toplayan ve halka zulmeden mültezimleri cezalandıran yasalar yürürlüğe koydu. Sanayi ve tarım ile uğraşanların beğenisini kazanırken, eski sistemden faydalanan aristokrat kesimden büyük tepki aldı. Bizans’ta ilk kez halk yanlısı ve demokratik bir yönetim kurmaya çalışmasıyla bu hükümdar önemlidir.

Başkentte Latinlerin katledilmesinin intikamı için saldıran İtalyalı Normanlar, Selanik’i yerle bir ettiler. İmparatorun düşmanları için bu büyük bir fırsattı. Senatodaki aristokratlar, halkı imparatorun aleyhine kışkırttılar. Onun bir korkak olduğunu ve memleketini koruyamadığını öne sürüyorlardı.

Galeyana gelen başkent halkı, –Komnenos Hanedanı‘ndan gelen- Andronikos‘u öldürüp yerine Angelos Hanedanı’ndan, İsaakos’u getirdi. Ne var ki, yağmurdan kaçarken doluya tutuldular. Yeni imparatorun başarısız yönetimi toprak kayıplarını artırdı, feodalizmi körükledi ve dağılma sürecini hızlandırdı. Halk daha çok ezildi ve ağır vergilerle köleleştirildi.

2. Haçlı Seferleri ve Bizans

Düzenlenen ilk Haçlı Seferleri becerikli Bizans imparatorlarının dönemine denk gelmişti. Başta Aleksios Komnenos olmak üzere, imparatorlar Haçlıları Konstantinopolis‘ten uzak tutmayı başarmışlardı. Haçlılar genel olarak denizden Anadolu’ya veya Suriye’ye geçip, kara yoluyla devam ederek kutsal topraklara (Kudüs) ilerlemişlerdi.

İsaakos’un yerine geçen III. Aleksios‘un hükümdarlığı sırasında beklenmeyen bir şey oldu. IV. Haçlı Seferi için toplanan askerlerin, Akdeniz üzerinden Mısır‘a geçmesi gerekiyordu. Ancak bu işi yapması istenen Venedikliler, çok yüksek bir ücret talep ettiler. Bu büyüklükteki bir orduyu Avrupa‘dan, Mısır’a taşıyacak başka bir donanma da yoktu.

Haçlılar bu parayı denkleştiremedi ve bu vesile ile Venedik Dükü (Bkz: Henricus Dandolo) Bizans’a yönelik planlarını gerçekleştirme fırsatı buldu. Hareket kabiliyeti sınırlı olan Haçlıları taşımayı kabul etti, ancak karşılığında tüm ordunun idaresini de eline aldı.

Venedikliler, deniz ticaretindeki ezeli rakipleri olan Bizans’ı tamamen ortadan kaldırmayı istiyorlardı. Bir Bizans prensi bu fırsatı onlara altın tepside sunacaktı.

3. Bizans’ta Taht Kavgası

Bizans tahtında hak iddiası olan IV. Aleksios, Haçlılara kendisini tahta geçirmeleri karşılığında büyük bir servet vaat etti. Venedik Dükü Enrico Dandolo teklifi kabul etti ve başkent Konstantinopolis’i kuşattı. Oluşan askeri ve siyasi baskı sonucunda, İmparator III. Aleksios tahttan indirilmiş ve yerine IV. Aleksios geçmişti.

Fakat yeni imparator IV. Aleksios, Haçlılara kendisini başa geçirmeleri karşılığında söz verdiği parayı ödeyemedi. Düşman ile işbirliği yaptığı için halkın da nefretini kazanmıştı. Bunun üzerine Haçlılar durdurdukları kuşatmayı yeniden başlatıp İstanbul’a saldırdılar ve ele geçirdiler. Amaçları kendilerine ödenmeyen parayı, yağma yoluyla güç kullanarak almaktı.

4. İstanbul’un Haçlılarca Yağmalanması

Disiplinsiz Haçlı ordusu Orta Çağ‘ın en zengin kenti olan Konstantinopolis‘e girince kontrolden çıktı. Asırlar boyunca kentte toplanmış tüm uygarlık hazineleri ve kütüphaneler yerle bir edildi. Kilise ve manastırlardaki tüm değerli eşyalar yağmalandı. Görkemli saraylar ve kiliseler çatışmalar sırasında çıkan yangınlarda kül oldu.

Katolik mezhebine mensup olan Haçlılar, Ortodoks din kardeşlerine sistematik bir zulüm uyguladılar. İki taraf arasındaki tansiyon 1054‘teki Doğu ve Batı Kiliseleri’nin ayrılması olayından beri artmış ve sonunda doruğa ulaşmıştı. Ayasofya da bu nefretten nasibini aldı. Doğu Roma İmparatorluğu‘nun en kutsal kilisesini ahıra çevirdiler ve tüm kutsal emanetlerini (Azizlerin kemikleri ve Kutsal Haç) çaldılar.

5. Konstantinopolis’te Latin Krallığı

İstanbul’da bir Latin Krallığı kuruldu ve Bizans’ın tüm toprakları Haçlı Kralları arasında pay edildi. Venedikliler Kıbrıs başta olmak üzere ticaretteki en önemli kavşak noktalarına sahip oldular.

Papa ise İstanbul Patrikliği‘nin zorla ortadan kaldırılması ile kilise birliğinin kurulduğunu düşünmeye başlamıştı. Fakat tüm bunlara rağmen Latin egemenliği çok uzun sürmedi.

Aradaki kültür farkı ve Haçlıların zorbalıkları nedeniyle büyük hınç duyan Bizanslılar isyan etti ve Bulgarları yardıma çağırdı. Bulgarlarla savaşan Latin Kralı Badouin tutsak düştü.

6. Bizans Prenslikleri

Latin İstilasına direnen bazı Bizans hanedanları, küçük devletçikler oluşturdular. Örgütlenen Bizanslılar, Konstantinopolis’i geri almaya kararlıydı.

  • Aristokrat Laskaris liderliğinde, İznik İmparatorluğu
  • Komnenos Hanedanı liderliğinde, Trabzon İmparatorluğu
  • Ioannes Angelos liderliğinde Epir Despotluğu

7. Konstantinopolis’in Geri Alınması

İznik İmparatorluğu, batıdaki Epeiros Despotluğu’nu ele geçirerek Bizanslıları tek çatı altında toplamayı başardı. Sonunda 1261 yılında Konstaninopolis, Cenevizliler‘in denizden yardımı ile tekrar geri alındı.

Cenevizliler’e bu desteklerinden dolayı bazı imtiyazlar tanınmış ve günümüzün Galata Semti kendilerine tahsis edilmiştir. Bugün Galata Kulesi ve çevresinin Tarihi Ceneviz Yerleşkesi olarak bilinmesi bu yüzdendir.

8. Latin İstilasının Sonuçları

Yarım asırlık Latin işgalinin çok olumsuz etkileri olmuştu. Konstantinopolis eskisi gibi önemli bir kavşak noktası olmaktan çıkmış ve ticaret tekeli Venedik ve Ceneviz gibi İtalyan kent-devletlerinin eline geçmişti.

Bizans’ın toparlanma dönemindeki Dukas Hanedanı imparatorları, Theodoros Dukas Laskaris ve III. Ioannes Vatatzes gibi hükümdarlar halka iyi davrandılar. Köylü üzerindeki vergi yükünü azalttılar ve halkın yeniden birlik olmasını sağladılar.

9. Bizans’ın Çöküş Dönemine Girmesi

Vatatzes’in oğlunu tahttan indirerek başa geçen Mikhail Palailogos ve ardılları ise halkta aynı birleştirici etkiyi yaratamadılar. İstanbul’un yeniden restorasyonu için ihtiyaç duyulan para vergilerle halkın sırtına yüklendi.

İmparator Mikhail, zorbalıkla elde ettiği tahtı kaptırmamak için, halk üzerinde ruhani etkisi olan keşişlerle ve kiliseye para akıttı. Muhafız birliğinin kendisine sadık kalması ve kişisel güvenliği için de adeta servet harcadı.

İmparatorun verdiği imtiyazlar yüzünden din adamları yine zenginleştiler ve yozlaştılar. Aristokratlar ise halkı yeniden sömürmeye ve sefahat içinde yaşamaya başladı. Kötüye gidiş iyice hızlanmıştı.

Bizans Tarihinde Latin İstilası by Serhat Engül

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *