Kapadokya’da Gezilecek Yerler

Kapadokya’da gezilecek yerler arasında muhteşem peribacaları ile dolu vadiler, gizemli yeraltı şehirleri, yüzlerce yıllık kiliseler ve her şeye tepeden bakabileceğiniz hisarlar var.

Kapadokya’nın eşsiz coğrafyası, Erciyes, Güllü Dağ ve Hasan Dağı’nın püskürttüğü lavların asırlar içinde rüzgar ve yağmur ile aşındırılmasıyla oluşmuş. Bu süreçte oluşan peribacaları ile ünlü olan Kapadokya bölgesi, Nevşehir, Kayseri, Aksaray ve Niğde illerinin birleştiği yerde konumlanıyor.

Kapadokya’yı ziyaret etmek için en uygun zaman ilkbahar ve sonbahar ayları. Bu aylarda sıcak veya soğuktan etkilenmeden vadilerde yürüyüş yapabilirsiniz. Ancak Kapadokya’nın her mevsim ayrı güzel olduğunu da belirtmekte fayda var.

Kapadokya, özellikle kış aylarında bir başka güzel oluyor. Fotoğraf çekmeye meraklı biriyseniz, bu mevsimde karla kaplı olan Kapadokya’da muhteşem fotoğraflar çekebilirsiniz. Nuri Bilge Ceylan’ın Kış Uykusu adlı filmini izlerseniz, ne demek istediğimi daha iyi anlayabilirsiniz.

Kapadokya’da Gezilecek Yerler 2021

Kapadokya, ziyaretçilerine adeta bir peri masalı vaat ediyor. Kapadokya’da gezilecek yerler öyle fazla ki, her şeyi görmek için ayrıntılı bir liste çıkarsanız, burada bir hafta da kalabilirsiniz.

Kapadokya’nın en önemli özelliklerinden biri; tarihi eserleri, doğal güzellikleri, balon turları ve konaklaması ile bir bütün olması. Kapadokya’nın peribacalarını gördükten sonra volkanik kayalara oyulmuş bir mağara otelde kalmak, size her yönüyle kendine has bir deneyim sunuyor.

Aşağıdaki satırlada Kapadokya’da yapılacak şeyleri 18 başlık halinde bulabilirsiniz. Yazımızın Kapadokya’yı keşfetmek isteyenlere faydalı bir gezi rehberi olması dileğiyle başlayalım.

1. Göreme Açık Hava Müzesi

Kapadokya Gezilecek Yerler

Göreme Açık Hava Müzesi, bizlere Kapadokya’daki manastır hayatı ile ilgili önemli ipuçları veriyor. Günümüze ulaşan haliyle Bizans sanatının son dönemini yansıtan bu kiliselerin tarihi, erken Hristiyanlık dönemine kadar uzanıyor.

Hz. İsa’nın ölümünden sonra havariler, Hristiyanlığı yaymak için dünyanın en önemli şehirlerine gittiler. Geç antik dönemin en önemli şehirleri arasında İskenderiye, Antakya ve Efes gibi şehirler vardı. Ancak Hristiyanlığın bu hızlı yayılışı, Roma İmparatorluğu‘nu sert önlemler almaya sevketti.

Pagan dini üzerine kurulmuş bir sisteme sahip olan Roma, Hristiyanlığı kendi varlığına bir tehdit olarak görmüştü. Bu sebeple de Roma askerleri Hristiyan topluluklarının peşine düştü.

Kapadokya, bu dönemde Hristiyanların sığındığı en önemli yerlerden biri olmuştu. Basit araç gereçlerle şekil verilebilen tüflü toprakların içine yaşam alanları, kiliseler ve hatta yeraltı şehirleri inşa edildi. Göreme Vadisi de bu dönemin başta gelen yaşam alanlarından biriydi.

Göreme’nin tarihi erken Hristiyanlık dönemine kadar uzansa da, günümüzdeki yapıların çoğu Bizans İmparatorluğu döneminden kalmadır. Çünkü Bizans döneminde manastır hayatının en yoğun yaşandığı yer Kapadokya idi.

Kendini normal hayatın akışından soyutlamak ve inzivaya çekilmek isteyenler Kapadokya’ya akın ettiler. Bunun bir sebebi de, Kapadokya’nın ruhani bir yaşama ilham verecek masalsı bir coğrafyaya sahip olmasıydı.

Göreme Açık Hava Müzesi‘ndeki kiliseler, 4. yüzyıldan başlayarak genişleyen ve Bizans’ın devlet mekanizması içinde çok büyük bir güce ulaşan manastırların çekirdeğini oluşturur.

Göreme’deki kiliselerin en ünlüleri arasında Tokalı Kilise, Elmalı Kilise, Yılanlı Kilise ve en iyi korunmuş fresklere sahip olan Karanlık Kilise gelir.

2. Devrent Vadisi

Devrent Vadisi, hayal gücünüzü geliştirecek birçok yeryüzü şekline sahip. Vadide bulunan peribacalarından bazıları çeşitli hayvan ve insan şekillerini andırıyor.

Bunlar arasında en çok dikkat çekenleri ise bir deveye benzetilen peribacası ile kollarını yana açmış dua eden bir rahibeyi andıran bir başka peribacası.

Zelve Vadisi ve Rahipler Vadisi ile komşu olan Devrent Vadisi’nde yürürken buna benzer birçok ilginç yeryüzü oluşumuna şahit olabilirsiniz.

3. Paşabağ Vadisi

Paşabağ Vadisi aynı zamanda “Rahipler Vadisi” olarak da biliniyor. Özellikle Bizans döneminde kendini dünyevi yaşamdan soyutlamak isteyen birçok keşiş buraya akın etmiş.

Paşabağ Vadisi’nde erken Hristiyanlık döneminin en ünlü keşişlerinden Simon Stilit’e (Bkz: Simeon Stylites) adanmış bir kilise de var. Keşişliğin en uç örneklerinden biri olan Simon, yaşamını Suriye’nin Halep kenti yakınlarında bir sütunun üzerinde geçirmişti.

Kendini dünyadan soyutlama ve acıya göğüs germe iradesiyle birçok keşişe örnek olan Simon, nevi şahsına münhasır bir kişilikti. Bu arada kayıtlarda Simon Stilit’in izinden giden ikinci bir Simon daha var. Antakya’daki St. Simon Manastırı da Simeon Stylites the Younger olarak anılan bu ikinci azize adanmış.

4. Zelve Vadisi

Zelve Vadisi, sivri uçlu ve geniş gövdeli peribacalarına ev sahipliği yapıyor. Bir önceki başlıktaki Rahipler Vadisi’ne çok yakın olan Zelve, özellikle kaya evleri ile dikkat çeken bir yer.

Kapadokya’nın en eski yaşam alanlarından olan Zelve, birçok manastır, kilise ve yerleşim yerine sahip. Vadinin en çok dikkat çeken kiliseleri arasında Üzümlü, Balıklı ve Geyikli kilise var. Çok yakın zamana kadar içinde insanların yaşadığı vadi, günümüzde Zelve Açık Hava Müzesi olarak hizmet veriyor.

5. Güvercinlik Vadisi

Güvercinlik Vadisi, adını güvercinler için oyulmuş kayalardan alıyor. Bu vadideki güvercin yetiştiriciliği, Bizans döneminde başlamış ve çok uzun yıllar boyunca devam etmiş.

Yerli halk güvercinlerin gübrelerinden üzüm tarlalarının verimini artırmak için faydalanmış. Güvercinlerin yumurtaları ise kaya kiliselerindeki fresklerin yapımında hammadde olarak kullanılmış.

Güvercinlik Vadisi günümüzde halen adının hakkını veren bir şekilde güvercinlerle dolu. Üst satırlardaki diğer vadilere nazaran daha az ilgi çekici olsa da, kesinlikle görmeye değer.

6. Ihlara Vadisi

Ihlara Vadisi, Melendiz Nehri’nin yumuşak kayaları şekillendirmesiyle oluşmuş 14 kilometre uzunluğunda bir kanyon. Tarihte içinde insan yaşamının olduğu en büyük kanyon olarak bilinen Ihlara’da yaşam 4. yüzyılda başlamış. Roma döneminde Hristiyanlara uygulanan baskıdan kaçan insanların yerleştiği vadi, özellikle geç Bizans döneminde zirve yıllarını yaşamış.

Ihlara Vadisi‘nde, Bizans keşişlerinin kayalardan oyduğu 60 adet kilise, şapel ve manastır var. Hristiyanlıkta inzivaya çekilme olduça sık rastlanan bir ibadet şekliydi. İstanbul’da yaşayan birçok sıradan vatandaş gibi, Bizans monarşisine mensup soyluların da Adalar‘daki kiliselerde inzivaya çekildiği tarihte çok görülmüştür.

Bizans keşişleri ise inziva için daha da gözden ırak noktaları tercih ediyorlardı. Bu sebeple Ege Denizi‘ndeki kuş uçmaz kervan geçmez adalar bile manastırlar ile doludur. Ihlara Vadisi’nin sarp yapısı ve ortasından geçen ırmağın eşsiz güzelliği de keşişler arasında bir akım yaratmış olsa gerek. Zira 11. ve 13. yüzyıl arası bu bölgeye çok keşiş yerleşmiş ve büyük de bir inşa işine girişmişler.

Bir zamanlar Peristrema adıyla bilinen Ihlara Vadisi’ndeki kiliselerin çoğu şu an yıkık dökük haldeler. Maceraperest ziyaretçiler için Ihlara Vadisi harika bir doğa yürüyüşü imkanı sunuyor. İsterseniz bütün günü vadiyi keşfederek geçirebilirsiniz. Virane yapıları görmek ve fotoğraflamak da mümkün.

Ihlara Vadisi‘nde Bizans döneminden kalma kiliselerin en ünlüleri ise Ağaçaltı Kilisesi, Yılanlı Kilise ve Sümbüllü Kilise’dir. Bu kiliseleri ziyaret etmek için yaklaşık 380 basamak inmeniz gerekse de, kesinlikle bu zahmete değeceğine emin olabilirsiniz. Ihlara Vadisi, tüm bu özellikleriyle Kapadokya’da gezilecek yerler arasında öne çıkan bir yer.

7. Kızıl Vadi

Kızıl Vadi, Kapadokya’da güneşin batışını izleyebileceğiniz en güzel yer. Kızılçukur Vadisi olarak da bilinen vadinin özelliği kızıl tüf kayalarına sahip olması. Güneşin battığı saatlerde muhteşem bir manzara sunan Kızıl Vadi, yabancı turistler tarafından “Günbatımı Noktası” anlamına gelen Sunset Point olarak biliniyor.

Kızılçukur Vadisi, aynı zamanda Güllüdere Vadisi ile de komşu ve turlarda iki vadi birden geziliyor. Güllüdere Vadisi’nin en önemli özelliği ise Bizans döneminde önemli bir yerleşim yeri olması. Burada bulunan Üç Haçlı Kilise ve Ayvalı Kilise ise Güllüdere’de en çok ziyaret edilen tarihi eserler.

8. Avanos

Avanos, dünyadaki en eski çömlekçilik merkezlerinden biri olarak biliniyor. Kızılırmak’ın nehir yatağındaki killi topraktan çömlek yapımının tarihi, Hititler dönemine kadar uzanıyor.

Çömlek yapımı, Cilalı Taş Devri’nin en önemli yeniliklerinden biriydi. Çömlek kaplar sayesinde insanlar yemeklerinin bir kısmını depolayabiliyor ve kıtlık zamanlarında kullanıyorlardı. Önceleri hayati bir ihtiyaç olan çömlek yapımı, zamanla estetik bir nitelik kazandı ve sanata dönüştü.

Avanos günümüzde bu eski sanatın temsilcisi konumumdaki bir yer. Kapadokya’yı gezmeye gittiğinizde buradaki atölyelerdeki sunumlara katılabilirsiniz. Sunumlar sırasında çömleklerin nasıl yapıldığı canlı olarak gösterilmekte ve hatta öğrenmek isteyenlerin basit denemeler yapmasına müsaade edilmektedir.

9. Çavuşin Köyü

Çavuşin Köyü, Göreme’den yalnızca 2 km uzaklıkta konumlanıyor. Kapadokya’daki en eski yerleşim alanlarından biri olan Çavuşin, Roma askerlerinden kaçan Hristiyanların yerleştiği bir yerdi.

Kapadokya’daki birçok yer gibi erken dönem Hristiyanlığın izlerini taşıyan köy, Çavuşin Kilisesi ve Vaftizci Yahya Kilisesi adında iki eski kiliseye ev sahipliği yapıyor. Üst satırlarda bahsettiğimiz Kızıl Vadi’ye gitmek istiyorsanız, yürüyüşe buradan da başlayabilirsiniz.

10. Ürgüp

Ürgüp, Kapadokya’daki en güzel taş evlere sahip olan yer. İnce bir taş işçiliği ile yapılmış evlere sahip olan Ürgüp, Kapadokya’da fotoğraf çekilecek en güzel yerler arasında yer alıyor.

Ürgüp’e gittiğinizde ilk dikkatinizi çekecek şeylerden biri Temenni Tepesi olacak. Temenni Tepesi, Kapadokya’da Türk tarihinin izini sürebileceğiniz bir yer. Zira burada Selçuklu Devleti ve Osmanlı İmparatorluğu‘ndan kalan yapılar var.

11. Mustafapaşa

Mustafapaşa, 1924 yılına kadar Osmanlı‘nın gayrimüslim halkının yoğunlukta olduğu bir yerleşim alanıymış. Ancak buradaki Rumlar, 1924 nüfus mübadelesi sırasında kasabayı terk etmiş. Kesme taş işçiliğinin nadide örneklerini görebileceğiniz bu kasabada 30’a yakın irili ufaklı kilise bulunuyor.

Mustafapaşa, kendine has atmosferi ile Kapadokya’da gezilecek yerler arasında dikkat çekiyor.

12. Kaymaklı Yeraltı Şehri

Kaymaklı Yeraltı Şehri, M.Ö. 1200 yılına tarihleniyor. Oldukça ustaca hazırlanmış bir plana sahip olan bu yeraltı şehri, 5000 kişinin yaşayacağı şekilde inşa edilmiş.

Üst satırlarda rahiplerin kilise inşası sırasında, volkanik kayaların yumuşak yapısından faydalandığını söylemiştik. Geçmişi Hristiyanlıktan çok daha eskiye, milat öncesine dayandığı bilinen yeraltı şehirleri, aynı teknikle yerin 7 kat dibine kadar inmiş.

İnsanın aklına “Böyle muhteşem bir doğası olan bir yerde, bu insanlar yerin onlarca metre altında ne diye sıkış tıkış yaşamışlar?” sorusu geliyor. Ancak geçmişte yaşanan amansız savaşlar insanları önlem almaya itmiş.

Antik Çağ‘da dünyanın en hareketli yerleşim yerleri olan Avrupa, Anadolu ve Mezopotamya civarında savaşlar hiç bitmemiş. Yunan-Pers Savaşları, Büyük İskender ve Roma İmparatorluğu ortalığı kasıp kavurmuş.

Batı ile Doğu arasında bir köprü gören Anadolu da bu savaşlardan en çok etkilenen yer olmuş. Yerliler ise böyle zamanlarda buharlaşıp ortadan kaybolmanın böyle bir yolunu bulmuşlar. Köle olarak alınıp, satılmaktan ve yağmalardan korunmuşlar.

Yeraltı şehirlerinin kapıları kaydırılarak oynatılan taşlardan oluşuyordu. Bulunması neredeyse imkansız olan bu mekanlar, adının hakkını verir bir biçimde adeta şehirdi.

13. Derinkuyu Yeraltı Şehri

Derinkuyu Yeraltı Şehri, insanların acil durumlarda saklanması için tam teşekküllü bir sığınak olarak tasarlanmış. 85 metre derinliğe sahip olan yeraltı şehrinde yemek depoları, şarap mahzenleri, su kuyuları ve hatta toplantı odaları var.

Derinkuyu da Kapadokya’daki birçok yer gibi Roma askerlerinden kaçan Hristiyanların uzunca bir süre yaşadığı bir yer olmuş. Bu sebeple de burada bir vaftizhane ve din okulunun yanı sıra bir günah çıkarma bölümü bile bulunuyor.

Derinkuyu’da erken Hristiyanlık kalıntılarının dışında ciddi bir Bizans mirası var. Çünkü yerli halk, asırlar süren Bizans-Arap savaşlarının kızıştığı dönemlerde buraya sığınmış.

14. Uçhisar Kalesi

Uçhisar Kalesi, Kapadokya‘yı izleyebileceğiniz en yüksek noktadır. Roma bürokrasisinin zulmünden kaçan Hristiyanların, kayaları oyarak meydana getirdiği bir kale görünümündedir.

Uçhisar, yüksekliği sayesinde Kapadokya‘nın birçok yerinden görülebiliyor. Kapadokya’yı Uçhisar‘dan daha yüksek bir noktadan görebilmek, ancak sıcak hava balonu turuna katılarak mümkün olabiliyor.

Kapadokya’da Uçhisar’dan biraz daha küçük olan Ortahisar Kalesi bulunur. Geçmişte bu iki kaleden biri düşman saldırısına uğradığında, halkın diğer kaleye kaçmasını sağlayacak bir yeraltı tüneli varmış.

15. Ortahisar

Ortahisar, Kapadokya’daki yerli halkın yaşamını en iyi görebileceğiniz yer. Geçmişte kendi halinde bir köy olan Ortahisar, turizmin tüm Kapadokya coğrafyasına yayılması ile ilgi görmeye başlamış.

Kapadokya’yı yurt dışından gezmeye gelen yabancılar, bu bölgenin güzelliklerine aşık olunca, ev edinmeye de başlamışlar. Batılıların, Kapadokya‘da en yoğun yaşadığı yerlerden biri, Ortahisar’dır diyebiliriz. Çevrede harika mimariye sahip taş evler seçebilirsiniz.

Ortahisar‘ın en dikkat çeken yapısı, adından da anlaşılacağı üzere sarp kayalıkların üzerindeki kalesi. Kalenin üstüne ulaşmak için tüneller ve kayalara oyulmuş bazı odalardan geçmek gerekiyor. Ortahisar Kalesi‘nin tarihi de Roma İmparatorluğu döneminde kadar uzanıyor.

16. Selime Manastırı

Selime Manastırı, Ihlara Vadisi’ne oldukça yakın bir yerde konumlanıyor. Kapadokya’da gezilecek yerler arasında ilk bakışta göze çarpmasa da, yılda 300.000 ziyaretçiyi ağırlıyor.

Selime Manastırı’nın bu kadar önemli bir yer olmasının sebebi, tarih kitaplarına “İlk Hristiyan İlahisi’nin okunduğu yer.” olarak geçmiş olması. Kayalara oyulmuş birçok şapel ve bir de katedrale sahip olan Selime Manastırı, Kapadokya’da görülecek en gizemli yerlerden biri.

17. Üç Güzeller

Üç Güzeller, herkesin Kapadokya’da gezilecek yerler listesinde olması gereken bir yer. İsmiyle merak uyandıran Üç Güzeller, farklı büyüklükteki üç peribacasını yan yana görebileceğiniz bir yer. Bir baba, anne ve çocuğa benzetilen üç peribacası, doğanın itinayla işlediği birer heykel görüntüsü veriyor.

Kapadokya’nın simgelerinden biri haline gelen bu üç peribacası, eski 50 TL’lik banknotun arka yüzünde de bulunuyordu. Günümüzde ise Kapadokya’yı ziyaret eden herkesin Instagram paylaşımlarında görülebiliyor.

18. Güray Seramik Müzesi

Güray Seramik Müzesi, Kapadokya’ya has çömlek işçiliğinin en nadide eserlerinin sergilendiği bir müze olarak Avanos’ta hizmet veriyor.

“Dünyanın tek yeraltı seramik müzesi” unvanını da taşıyan bu müze, çömlek sanatının tarihini öğrenmeniz ve nasıl yapıldığını görebilmeniz için ideal bir yer. Bu sebeple bu özgün mekanı Kapadokya’da gezilecek yerler listenize eklemenizi öneririm.

Önerilen Diğer Yazılar

Bu yazıda Kapadokya’da yapılacak şeyler hakkında bilgi vermeye çalıştım. Eğer bu yazıyı faydalı bulduysanız, Kapadokya’ya bir seyahat planlarken işinize yarayabilecek olan Kapadokya’nın en iyi otelleri ve Kapadokya sıcak hava balonu yazılarını da öneririm.

Kapadokya’da Gezilecek Yerler Blog Yazısı by Serhat Engül

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *