Chora Kilisesi (Kariye Camii)

Chora Kilisesi, sahip olduğu Bizans mozaiklerinin zenginliği bakımından Ayasofya’yı bile gölgede bırakır. Şehre gelen turistlerin çoğu Sultanahmet ve çevresine yoğunlaştığı için bu gizli mücevheri gözden kaçırırlar. Osmanlı döneminde Kariye Camii adını almış olan Chora Kilisesi, İstanbul’un kara surlarına en yakın kiliseydi.

Üç tarafı denizlerle çevrili olan Tarihi Yarımada, genelde kara surlarının olduğu batı yönünden kuşatılırdı. Bizans döneminde şehir Hunlar, Avarlar, Persler, Araplar ve Bulgarlar tarafından defalarca kuşatıldı. Bu kuşatmalarda askerlerin maneviyatını yüksek tutmak için kullanılan Hodegetria (Kutsal Meryem İkonası) bu kilisede tutulurdu.

Osmanlılar’ın 1453’te İstanbul’u fethetmesiyle camiye dönüştürülen Chora Kilisesi, Kariye Camii adıyla uzun yıllar hizmet verdi. Cumhuriyetin kuruluşundan sonra müzeye dönüştürülen Kariye, 2020’de alınan bir kararla tekrar camiye çevrildi.

Bu yazıda Kariye Camii’nin tarihi hakkında bilgi bulabilirsiniz. Roma ve Bizans tarihinde Chora Kilisesi olarak bilinen bu yapının neden bu isimle anıldığını ve içindeki mozaiklerin neden bu kadar ünlü olduğunu da açıklamaya çalışacağım.

Chora Kilisesi (Kariye Camii) Tarihi

Chora Kilisesi Mozaikleri

Chora Kilisesi tarihi 4. yüzyıla yani İstanbul’un bir Roma başkenti olarak kurulduğu yıllara kadar uzanıyor. İmparator Konstantin 330 yılında İstanbul’u Roma İmparatorluğu‘nun ikinci başkenti ilan etmişti. Ancak Konstantin’in çizdiği şehrin sınırları günümüzdeki Tarihi Yarımada’nın yarısını kaplıyordu.

Roma dönemi İstanbul surlarının dışında kalan Chora Manastırı, dindar insanların inzivaya çekildiği bir yerdi. Şehirden uzakta kaldığı için kırsal alan anlamına gelen “Chora” adını taşıyordu.

Konstantinopolis kısa bir sürede dünyanın en kalabalık şehirlerinden biri haline gelince, şehrin genişletilmesi gündeme geldi. Böylece İmparator II. Theodosius döneminde bugünkü İstanbul kara surları inşa edildi.

Bizans İmparatorluğu‘nun erken dönemlerinde şehir merkezi bugün Sultanahmet olarak bildiğimiz yerdeydi. İmparatorların yaşadığı Büyük Saray, yarışların yapıldığı Hipodrom ve şehrin en büyük kilisesi olan Ayasofya burada konumlanıyordu.

Ancak 11. yüzyıldan itibaren Haliç kıyıları önem kazanmaya başladı. İstanbul’un kara surlarının Haliç kıyıları ile birleştiği Ayvansaray bölgesine Blakhernai Sarayı inşa edilmişti.

İmparatorların Blakhernai Sarayı’nda yaşaması ile Chora Kilisesi de önem kazandı. Çünkü Chora Kilisesi, saray yakınındaki en köklü kiliseydi. Şehir kuşatıldığı zamanlarda ortaya çıkarılan Hodegetria ikonası da Chora’da muhafaza ediliyordu. Hodegetria, Konstantinopolis’in koruyucusu olduğuna inanılan Meryem Ana’nın ikonasıydı.

Chora Manastırı’nın çekirdeğini oluşturan kilise, Aleksios Komnenos döneminde tekrar inşa edildi. Günümüzde kadar ulaşan yapı, Bizans’ın Orta Çağ kiliselerinin tipik bir örneğidir.

Chora Kilisesi’ni özel kılan Bizans mozaikleri ise 14. yüzyılda eklendi. Bizans’ın o dönemdeki en üst düzey bürokratlarından olan Theodore Metochites, servetini Chora Kilisesi’ni güzelleştirmek için harcadı.

İmparatorluğun en iyi sanatçılarını görevlendiren Theodore Metochites, Chora Kilisesi’nin duvarlarını ve tavanlarını İsa ve Meryem’in hayatını anlatan moziklerle süsledi.

Kiliseye “Parekklesion” adı verilen bir mezar şapeli ekleten Metochites, öldükten sonra buraya defnedildi. Kariye’nin ana mekanına açılan giriş kapısının üstünde kendisini betimleyen bir mozaik halen görülebilmektedir.

Chora Kilisesi, Osmanlı İmparatorluğu döneminde Kariye Camii adıyla camiye çevrildi. Mozaiklerin üstü sıva ile örtülmüş olsa da, bir zarar verilmedi. Böylece Cumhuriyet döneminde sıvalar temizlenerek 700 yıllık mozaikler gün yüzüne çıkmış oldu.

Kariye’deki Bizans Mozaikleri

Kariye’deki Bizans mozaikleri 700 yıllık bir geçmişe sahip. Zamana meydan okuyan mozaiklerin altın, toprak, mor, leylak ve gece mavisi renkleri, günbatımı ışıkları gibi parıldıyor.

Chora Kilisesi, 4 bölümden oluşuyordu. Kilisenin ana mekanına ulaşmak için dış ve iç koridorlardan geçmek gerekirdi. Ayrıca kilisenin yanına eklemlenmiş olan bir mezar şapeli de vardı. Şimdi dilerseniz Kariye’nin bölümlerini inceleyelim.

1. Dış Narteks

Kariye Müzesi Mozaikleri

Dış Narteks yani dış koridor Hz. İsa’nın yaşamını anlatan mozaiklere sahip. İsa’nın yaşam öyküsündeki sahneler İncil’de olduğu şekilde betimlenmiş.

Bu bölümdeki en dikkat çekici mozaik, iç koridora açılan kapının üzerinde bulunan Pantokrator İsa Mozaiği. Üstteki resimde görebileceğiniz mozaik, İstanbul’daki en eski ve en güzel mozaikler arasında sayılıyor.

2. İç Narteks

Kariye Camii

İç Narteks ise Hz. Meryem’in yaşam öyküsünü anlatıyor. Bakire Meryem’in yaşamının kiliselerdeki mozaiklerle tasvir edilmesi çok sık rastlanan bir şey değil. Bu sebeple buradaki çok ayrıntılı ve güzel mozaik dizisi, Kariye’yi de dünyada ön plana çıkarıyor.

Buradaki bazı sahneler, kilise tarafından kabul gören 4 İncil’in dışındaki bazı olayları anlatıyor. Apokrif İncil adı verilen alternatif yazmalardan alınmış olan sahneler, özellikle Batılı ziyaretçilerin merakını cezbediyor.

3. Naos

Naos yani ana mekan, şaşırtıcı derecede sadedir. Bu bölümde koridorlardaki öyküyü tamamlayan büyük boy bir mozaik bulunur. Hz. Meryem’in ölümünü ve göğe yükselmesini betimleyen bu mozaik oldukça detaylıdır.

Ayrıca mihrabın iki yanında İsa ve Meryem’i betimleyen iki dikdörtgen şeklinde mozaik daha vardır. Ana Mekan’ın dinginliği, Chora Kilisesi’nin özünde bir manastır olduğunu kanıtlar niteliktedir.

Bizans döneminde, Chora gibi pek çok manastır kompleksi vardı. Bunlardan en ünlüleri Studios Manastırı, Pantokrator Manastırı, Pammakaristos Manastırı ve Chora Manastırı idi.

Bu manastırların ek yapıları günümüze ulaşamadı. Ancak manastır kiliseleri ayakta kalmayı başardı. Bunun sebebi de kilise binalarının Osmanlı döneminde camiye çevrilmesi ve bu vesileyle korunmaya alınmış olmasıdır.

Üstte saydığım örneklerden yalnızca Studios Manastır Kilisesi (İmrahor Camii) bir yangın sebebiyle harabe haline geldi. Pantokrator Kilisesi ise Zeyrek Camii ve Pammakaristos Kilisesi ise Fethiye Müzesi olarak hizmet vermeye devam ediyor.

4. Parekklesion

Chora Manastır Kilisesi

Parekklesion, Chora Kilisesi’nin en ayırt edici bölümüydü. Eşi benzeri görülmemiş güzellikte freskler ile süslü olan bu bölüm, aynı zamanda kilisenin mezar şapelidir.

Kilisenin hamisi olan Theodoros Metochites’in üst düzey bir bürokrat olduğunu belirtmiştik. Ancak imparatorun sağ kolu olan Metochites, tahta başka biri çıkınca gözden düştü ve sürgün edildi.

İki yıl boyunca sürgünde kalan Metochites, Konstantinopolis’e döndükten sonra son yıllarını bu kilisede geçirdi ve öldüğünde de buraya defnedildi. Kendisinden sonra İstanbul’un geçmişteki patriklerinden bazıları da buraya defnedildiler.

Parekklesion’un duvarlarında Hristiyan azizlerinin ve Konstantinopolis’in ünlü patriklerinin resimleri var. Tavanda ise İncil’de geçen “Diriliş” ve “Yargı Günü” gibi temalar resmedilmiş.

Kariye Müzesi Giriş Ücreti

Kariye Müzesi giriş ücreti 65 Türk Lirası idi. Ancak 2020’de camiye çevrildikten sonra bu uygulama kaldırıldı. Uzun süredir tadilatta olan Kariye Camii, henüz açılmadığı için nasıl bir prosedür uygulanacağını henüz bilmiyoruz. Muhtemelen İstanbul’daki diğer camiler gibi giriş ücretsiz olacaktır.

Kariye Camii Ziyaret Saatleri

Kariye Camii ziyaret saatleri sabah 09:00 ile akşam 17:00 saatleri arasındadır. Cami ibadet saatleri sırasında turistik ziyarete kapalıdır. Kariye Camii’ni ziyaret etmeden önce ezan saatlerini kontrol etmeniz önerilir. İstanbul’daki camiler genelde ezan saatinden bir saat önce kapatılır ve ezandan yarım saat sonra açılır.

Kariye Camii’ne Nasıl Gidilir?

Kariye Camii’ne gitmek için Edirnekapı semtine gitmeniz gerekir. Tarihi Yarımada’dan gelecek olanlar Eminönü’nden Edirnekapı istikametine giden otobüslere binebilirler. Edirnekapı Otobüs Durağı’nda inerek, Kariye Camii’ne yalnızca birkaç dakika içinde yürüyerek ulaşabilirsiniz.

Taksim Meydanı’ndan gelecek olanlar da yine Edirnekapı yönüne giden otobüslere binebilirler. Ancak yürümeyi seven biriyseniz, metro aracılığı ile Haliç Metro Köprüsü’ne inip, oradan yürüyerek de gidebilirsiniz.

Haliç Metro Köprüsü’nden, Kadir Has Üniversitesi’ne doğru giderseniz; Cibali, Fener, Balat ve Ayvansaray semtlerini kapsayan bir yürüyüş yapabilir ve sonunda da Kariye’ye ulaşabilirsiniz.

Kariye Camii’ni gezdikten sonra tabelaları izleyerek yakın zamanda ziyarete açılmış olan Tekfur Sarayı Çini Müzesi‘ni de gezebilirsiniz. Tekfur Sarayı, Bizans dönemindeki Blakhernai Sarayı’nın günümüze kadar ulaşan tek parçasıdır.

Kariye Camii Hakkında Bilgi by Serhat Engül

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *