Bizans İmparatorluğu Kısa Tarihi

Bizans İmparatorluğu, 1000 yıldan uzun süren tarihi ile dünyanın en uzun soluklu devletlerinden biriydi. Antik Roma İmparatorluğu’nun mirasçısı olan Doğu Roma, zaman içinde büyük bir evrim geçirerek Helen kültürünün etkisi altında kaldı.

Bu yazıda Bizans İmparatorluğu tarihi hakkında kısa bilgi bulabilirsiniz. 395 yılında Roma İmparatorluğu’nun ikiye bölünmesiyle kurulan Doğu Roma İmparatorluğu, modern tarihte “Bizans” adıyla anılıyor. Bunun nedenlerini bu özet yazısında birlikte inceleyeceğiz.

Farklı Dönemlerde Bizans İmparatorluk Kıyafetleri

Bizans İmparatorluğu Kısa Tarihi

Bizans İmparatorluğu tarihi konusuna girmeden önce, biraz geriye sarıp kısaca Roma İmparatorluğu’nun son dönemlerinden bahsetmemiz gerek. Böylece Doğu Roma’nın (namıdiğer Bizans) nasıl doğduğunu daha kolay idrak edebiliriz.

1. İstanbul Roma Başkenti Oluyor

Roma İmparatorluğu, 4. yüzyılın başlarında Batı’da barbarlar (Germenler ve Gotlar) ve Doğu’da ise Sasaniler (Persler) ile savaşmaktan yorgun düşmüştü. Bu gelişmeler ezeli başkent Roma’nın önemini yitirmesine neden oldu. Hem Batı‘da, hem de Doğu‘da kritik bölgelere yakın olmak isteyen imparatorlar, Roma’nın yerine başka bir başkent arayışındaydı.

İmparatorluğun ağırlık merkezini Doğu’ya kaydırmak isteyen ilk imparator Diocletianus olmuştu. Hükümdarlığının erken yıllarında Nicomedia‘da (İzmit) ikamet etti. Ancak kalıcı olarak başkenti değiştirecek kişi, “Büyük” unvanı ile anılan Konstantin (Constantinus) oldu.

Konstantin, 330 yılında İstanbul Boğazı kıyılarında kurduğu yeni şehre Konstantinopolis adını verdi. Yeni başkent, bir Yunan kolonisi olan Byzantion’un üstüne inşa edilmişti. İlerleyen zamanlarda Orta Çağ’ın en önemli imparatorluğunun (Bkz: Bizans) merkezi olacaktı.

Bizans tarihi ile ilgili makale
Roma Döneminde İstanbul

İstanbul’un Stratejik Önemi

İmparator Konstantin’in böyle bir şehir kurması elbette keyfi bir karar değildi. Bu karar siyasi ve ekonomik sebeplere dayanıyordu. İstanbul’un üç tarafının denizle çevrili olması barbarlar tarafından kuşatılmasını olanaksız hale getiriyordu. Aynı zamanda o dönemdeki ticaretin ağırlık noktası olan Doğu Akdeniz‘e yakın olması da büyük avantaj sağlıyordu.

2. Roma İmparatorluğu İkiye Ayrılıyor

Bizans İmparatorluğu Kuruluş Tarihi

Bizans İmparatorluğu’nun Kuruluşu

395 yılında İmparator Theodosius’un ölümüyle imparatorluk, oğulları Honorius (Batı) ve Arcadius (Doğu) arasında paylaştırıldı. İstanbul, Doğu Roma İmparatorluğu’nun başkenti olmuştu. Batı Roma İmparatorluğu, 476’da kesin olarak çöktüğünde, Doğu Roma (yani Bizans) ekonomik ve siyasi olarak büyük canlılık gösteriyordu.

Bunun sebebi de, Doğu’nun barbar istilalarından Batı kadar etkilenmemiş olması ve Antik Yunan (Helen) medeniyetinden aldığı siyasal ve kültürel mirası halen koruyor olmasıydı.

Doğu Roma’da işlenen toprak üstündeki aşırı vergilendirme sebebi ile çiftçiler büyük toprak sahiplerine sığındılar ve bir çeşit derebeylik rejimi oluşmaya başladı.

3. Bizans İmparatorluğu’nun Kökenleri

“Bizans” adı, Doğu Roma İmparatorluğu’na modern zamanlarda, tarihçiler tarafından verilmiş bir isim. İstanbul’un ilk adı olan Byzantion (Latince: Byzantium) isminden türetildi. Bizans İmparatorları, kendilerini Antik Roma İmparatorluğu’nun mirasçısı olarak gördüler ve unvanları “Roma İmparatoru” idi.

Bizans halkı da, Osmanlı döneminde bile Romalı olarak idrak edildi ve Türkçe karşılığı olan “Rum” kelimesi buradan türedi. Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’un fethinden sonra Roma İmparatoru unvanını titreleri arasına ekledi.

4. Bizans Başkentinin Anıtsal Yapıları

Konstantinopolis, 330 yılında kurulduğunda, şehir merkezine Roma’daki “Circus Maximus” gibi bir Hipodrom inşa edildi. Halkın bir araya geldiği yegane yer, bu stadyumdaki araba yarışlarıydı. Hipodromda düzenlenen gösterilerde Maviler ve Yeşiller adında iki takım vardı.

blank

Maviler, İstanbul’un zengin kesimini temsil etmekte ve aristokratların, senatörlerin olduğu mahallelerde oturmaktaydı. Yeşiller ise daha çok tüccar, denizci ve zanaatkârlardan oluşurdu. Yeşiller toplumun daha demokratik bir kesimini temsil ederlerdi.

Hipodrom, kamuoyunun sesini yönetimin duyabileceği kadar yükseltebildiği tek mekandı. Kilise, 4. Yüzyıl’dan itibaren devlet yönetimi ile işbirliği içinde oldu ve zamanla onun ideolojik desteği konumuna geldi.

blank
Hipodrom Meydanı ve Dikilitaşlar

Roma başkenti Konstantinopolis, muhteşem eserlerle süslenmişti. Örneğin Hipodrom’un (Sultanahmet Meydanı) ortasındaki Theodosius Dikilitaşı, Antik Mısır’dan getirilmişti. Dikilitaş günümüzde İstanbul’un en eski tarihi eseridir.

İmparatorların yaşadığı Büyük Saray, şehrin en büyük meydanı olan Konstantin Forumu ve şehrin en büyük mabedi olan Havariyyun Kilisesi, Roma dönemindeki İstanbul’un en önemli yapılarıydı.

5. Barbarlar ve Dini Hizipleşme

Doğu Roma İmparatorluğu, 5. Yüzyıl başlarından itibaren barbar akınları ile uğraştı. Gotlar, Vandallar ve Hunlar bu dönemde Roma’nın en büyük düşmanları oldular.

440’lı yıllarda Hun kağanı Atilla tüm Tuna eyaletlerini yağmaladı ve Trakya’ya kadar geldi. Bu durum Doğu Roma’nın çöküşte olan Batı Roma‘ya yardımını geciktirdi ve Batı Roma İmparatorluğu Gotların istilasına uğrayarak yıkıldı. (476)

Bu yüzyıl, aynı zamanda Monofizitlik adı verilen bir Hristiyanlık mezhebinin ortaya çıkış tarihiydi. Bizanslı imparatorlar, Monofizitliğin yayılmasını engellemek için çok kan döktüler. Teolojik bir konu olan Monofizitlik, Hz. İsa‘nın Dünya üzerindeki varlığına farklı bir yorum ile yaklaşıyordu. Yayılması engellenemeyen bu akım, Bizans‘ın başına çok sorun açtı.

6. Justinianus Döneminde Bizans

Justinianus (Jüstinyen) Bizans İmparatorluğu’nun tartışmasız en ünlü hükümdarıydı. İmparator Justinianus, Roma İmparatorluğu’nun Antik Çağ’daki görkemine kavuşmasını istiyordu. Bu amaçla da büyük askeri seferler düzenledi. Justinianus’un yetenekli generalleri Belisarius, Narses ve Mundus bu fetihleri mümkün kıldılar.

Justinianus Dönemi Bizans Tarihi

Antik Çağların Mirası

Bizans İmparatorluğu, kültürel anlamda Antik Yunan mirasını devralmıştı. Bizans’ın yükseliş döneminde, bu mirası barındıran tüm şehirler (Atina, İskenderiye, Antakya ve İstanbul) imparatorluğun sınırları içindeydi.

Antik Yunan felsefesi ve bilimi, Roma mühendisliği, hukuku ve askeri düzeni ile harmanlandı. Bu sihirli formül, Bizans için asırlar sürecek bir itici güç oldu.

Justinianus’a Karşı Nika Ayaklanması

Justinianus, Bizans’ın en başarılı imparatoru da olsa, döneminde birçok olumsuz olay yaşandı. Örneğin, Gotlarla İtalya’nın egemenliği için uzun yıllar savaşmak Bizans’a büyük zarar verdi. Justinianus’un politikaları ayrıca 532’deki kanlı Nika Ayaklanması’na da sebep oldu.

Konstantinopolis’teki en önemli binaların ateşe verildiği Nika Ayaklanması, Justinianus’un ünlü generali Belisarius tarafından 30.000 kişinin hipodromda katledilmesiyle bastırıldı.

Roma Kanunlarının Düzenlenmesi

Justinianus şöhretinin büyük bir bölümünü Codex Justinianus isimli hukuk derlemesi sayesinde kazandı. Günümüz medeni hukukunun temelini oluşturan bu eser, asırlara dayanan Roma Hukuku‘nun bir yeniden derlemesiydi.

Justinianus’un Mirası

Bizans, Justinianus dönemi sonrasında büyük kayıplar yaşadı. Justinianus‘un bıraktığı imparatorluğun sınırları öylesine genişti ki, uzun süreli muhafaza edilmesi imkansızdı. Çünkü Justinianus bu fetihler için imparatorluğun özkaynaklarını eritmişti ve hazinedeki son altınları da sınır boylarına hisarlar dikmek için harcamıştı.

7. İslam’ın Yükselişi

600’lü yılların başında Bizans ile komşusu Sasani İmparatorluğu (Persler) arasında büyük savaşlar çıktı. Persler ilk etapta Anadolu içlerine kadar ilerlediler. Ancak İmparator Heraklius, bir kurtarıcı gibi kritik bir anda tahta çıktı. Persleri, Anadolu topraklarından süpürdü ve Perslerin efsanevi başkenti Tizpon’u yağmaladı.

İmparator Heraklius, Bizans tarihi boyunca tahta geçmiş en talihsiz imparatorlardan biriydi. İktidarının ilk yılları muhteşem zaferlerle süslüyken, ölümünden önce Bizans topraklarının yarısını kaybetti. Peki fırtına nasıl bir anda böylesine yön değiştirdi?

Arap Yarımadası’ndaki Değişimler

Bizanslılar ve Persler birbirini yerken, Arap Yarımadası’nda o güne kadar görülmemiş bir ittifak kurulmuştu. Hz. Muhammed’in İslamiyeti yaymasıyla oluşan İslam orduları, asırlarca sürecek bir motivasyon ile fetihlere başladılar.

İslam ordusunun Bizans topraklarına yaptıkları ilk akınlar sırasında durumun ciddiyeti tam olarak anlaşılamadı. Sıradan yağmacı gruplar olduğu düşünüldü. Ancak akınları bastırmaya giden bir Bizans ordusu tamamen yok olunca, ciddi bir tehlikenin kapıda olduğu fark edildi.

Bizans ve Arap Ordusu Savaşları

Bizanslılar ve Araplar arasındaki ilk ciddi çarpışma 636 yılında meydana geldi. Yermük Muharebesi olarak bilinen meydan savaşı 6 gün sürdü ve Arapların ezici üstünlüğü ile sona erdi. Bizans’ın en büyük şanssızlığı, İslam ordularının başında Halid bin Velid gibi bir general olmasıydı.

İslam tarihinin en büyük kumandanlarından olan Halid, zekice taktiklerle Bizans ordusunu çember içine almış ve yarısını yok etmişti. Persler ile uzun savaşlar sırasında çok kayıp veren Bizans ordusu için bu telafi edilemez bir felaketti.

Güneydeki En Önemli Şehirlerin Kaybedilmesi

Persleri yenilgiye uğratan İmparator Heraklius, uzun sürecek bir refah dönemi başlattığını düşünüyordu. Ancak bu beklentiler boşa çıkmıştı. İmparator Heraklius henüz ölmeden İskenderiye, Kudüs ve Şam gibi Bizans İmparatorluğu’nun en önemli şehirleri kaybedildi.

Roma’nın ezeli düşmanları olan Persler (Doğu cephesi) ve Hunlar (Batı cephesi) tarihe karışmış ve yerine yenileri gelmişti. Bundan böyle en büyük düşmanlar Doğu’da İslam orduları, Batı’da ise Trakya’ya yerleşen Bulgarlar olacaktı.

8. Bizans’ta İkona Kırıcı Dönem

Bizans İmparatorluğu’nun Araplarla savaşı yüzyıllar sürdü. Dört Halife döneminde çok önemli şehirler kaybedilmişti. Ancak Muaviye’nin kontrolü eline almasıyla tehlike daha da büyüdü. Emevi Halifeliği, Bizans’ın başkenti Konstantinopolis’i kuşatacak kadar ileri gitti.

Bizans’ın gerilediği bu dönemde, tahta İmparator III. Leon çıktı. “Isauralı İmparatorlar” adı verilen hanedanın ilk temsilcisiydi. Zorlu bir coğrafyada yetişmiş olan imparator, çok iyi bir askerdi. Hristiyan din kurumlarının ve özellikle manastırların çok zenginleştiğini ve halkı zehirlediğini düşünüyordu.

Bu amaçla İkona Kırıcılık denen bir dönemi başlattı. Kilise kurumuna güç kazandıran mozaikler, ikonalar ve freskler yok edildi. Kilisenin bunlar aracılığı ile halkı etkilemesi istenmiyordu. Ayrıca manastırların mallarına el konuldu ve hazineye aktarıldı.

Leon’dan önce manastıra kapanan erkekler, askerlikten muaf tutuluyordu. Askeri reformlar yapan imparator, bu düzeni kökünden değiştirdi. III. Leon ve halefleri Bizans İmparatorluğu’nu yeniden rayına oturttular. Ancak başlattıkları İkona Kırıcılık (İkonoklazm) Bizans’ın tamamen dine dayalı olan sanat hayatını sekteye uğrattı.

9. Bizans’ın Son Yükselme Dönemi

Bir sonraki Bizans hanedanı olan “Makedonyalı İmparatorlar” döneminde sanata yeniden önem verildi. Bizans’ın meşhur ikonaları, mozaikleri ve freskleri yeniden üretilmeye başlandı.

Bu dönemde jeopolitik anlamda tehditler azalmıştı. Bu sayede Bizans tarihinin erken dönemlerindeki gibi bir refah dönemi yaşandı. İmparator II. Basileios iktidarı sırasında Bizans’ın çöküşünden önceki en geniş sınırlara ulaşıldı.

Geç Dönem Bizans Tarihi

II. Basileios (Bulgar Kasabı) savaş meydanlarında fırtına gibi esti. Çoğu tarihçi tarafından savaş meydanlarındaki en başarılı Bizans İmparatoru olarak gösterilir. Ancak tarihteki pek çok güçlü hükümdarın yaptığı hatayı o da tekrarladı. Kendisine gölge etmesin diye tahta kimseyi ortak etmediği için, arkasından imparatorluğu devralacak güçlü biri yetişmedi.

Doğu ve Batı Kiliselerinin Ayrılması

II. Basileios’un ölümünden sonra, onun soyundan gelen kadınlarla evlenen bürokratlar imparator oldular. Askeri konularda bilgisiz olan bürokratlar, iktidarı ellerinde tutmak için ordunun bütçesini kestiler. Böylece güçlü generalleri etkisiz hale getireceklerdi.

Ancak bu siyasi çekişmeler ordunun eriyip gitmesine yol açtı. Bizans ordusu II. Basileios döneminde gücünün doruğunda iken, kısa bir süre içinde sefil duruma düşmüştü. Üst üste gelen yenilgiler moralleri bozdu.

Tam da böyle hassas bir dönemde Hristiyan dünyasının iki lideri arasında kavga çıktı. Roma’daki Papa ile Konstantinopolis’teki Patrik birbirlerini aforoz ettiler. Doğu ve Batı kiliselerinin ayrılması kesinleşmişti.

Büyük Ayrışma (Great Schizm) adı verilen bu bölünme sebebiyle Katolikler ve Ortodokslar bir daha birleşmemek üzere ayrıldı. 1054 yılında gerçekleşen Büyük Şizma, ilerideki satırlarda bahsedeceğimiz Latin İstilası’na giden yolu açtı.

10. Bizans ve Selçuklu Türkleri

Felaketlerin üst üste geldiği yıllarda, Bizans’ın karşısına yeni ve ölümcül bir düşman çıkmıştı. Orta Asya’dan göç eden Selçuklu Türkleri, İran’ın İsfahan kentine yerleştiler ve Büyük Selçuklu Devleti‘ni kurdular.

Büyük Selçuklu Devleti ve Bizans
Selçuklu Türkleri’nin Göç Haritası

Yeni Bizans İmparatoru Romen Diyojen

Kutsal şehirleri ele geçiren ve Abbasi Halifesi tarafından “İslam’ın Kılıcı” ilan edilen Selçuklu Sultanları, büyük bir güce kavuştular. Böyle bir ortamda tahta IV. Romanos (Romen Diyojen) çıkmıştı. Asker kökenli imparator, bürokrasiden gelen imparatorların yarattığı enkazı temizlemek ve Bizans’ı ayağa kaldırmak istiyordu.

Fevri ve atılgan bir kişiliğe sahip olan Romanos, başkentte hiç sevilmedi. Konstantinopolis’in köklü aileleri onun kuyusunu kazıyordu. Önceleri askeri seferlerde başarı kazandı ve herkese sözünü geçirdi. Ancak Doğu Anadolu’da çıktığı sefer onun sonu olacaktı.

Malazgirt Savaşı 1071

blank
Malazgirt Savaşı

1071 yılında Malazgirt’te karşı karşıya gelen Bizans ve Selçuklu orduları kıyasıya çarpıştı. Sultan Alparslan’ın önderliğindeki Selçuklu ordusu, büyük bir zafer kazandı.

İmparator Romanos, Malazgirt Meydan Muharebesi sırasında esir düşmüştü. Sultan Alparslan imparatoru salıverse de, Konstantinopolis’te çoktan yeni bir imparator ilan edilmişti. Romanos sürgün edildi ve bir daha tahta çıkamadı.

11. Bizans Tarihinde Latin İstilası

Bizans İmparatorluğu büyük bir çöküş sürecine girmişti. Tarihi boyunca en ağır yenilgileri üst üste almıştı. Türklerin Anadolu içlerine hızla ilerlemesi, Avrupa ülkelerini harekete geçirdi. Papa’nın yaptığı çağrıyla Haçlı Seferleri başladı.

Kalabalık ve sonu gelmez Haçlı orduları, Kudüs’e kadar ilerlemeyi başardı. Bizans İmparatoru I. Aleksios Komnenos, fırsattan istifade ederek Doğu Anadolu’yu Selçuklulardan geri aldı.

Ancak ardından gelen II. ve III. Haçlı seferleri fiyaskoyla sonuçlandı. Selahaddin Eyyubi ve bölgedeki diğer emirler, Haçlılara geçit vermedi. Kudüs’ü isteyen Papa, IV. Haçlı Seferi’nin talimatını verdi.

IV. Haçlı Seferi’nin başında Enrico Dandolo adında bir Venedik Dükü vardı. Aç gözlü ve Bizans’tan nefret eden biriydi. Enrico’nun yönettiği Venedik Cumhuriyeti ile Bizans, Akdeniz ticaretinde ezelden beri rekabet içindeydi. Üstelik Bizans, Ortodoks Hristiyanlığı temsil ediyordu. Kendisi ise bir Katolik’ti.

Enrico Dandolo eline geçen fırsatı kaçırmadı ve Bizans’taki taht kavgalarından faydalanarak Konstantinopolis’i ele geçirdi. O dönemde dünyanın en güzel kenti olan İstanbul, Haçlıların yağmasıyla mahvoldu.

blank
Konstantinopolis’te Haçlı İstilası

12. Bizans İmparatorluğu’nun Çöküşü

Bizans tarihi kayıtlarında Latin İstilası olarak geçen bu dönem, 1204 ile 1261 yılları arasında sürdü (57 yıl) ve Bizans İmparatorluğu’nun çöküş dönemine girmesine sebep oldu.

Latin İstilası’ndan sonra Bizans İmparatorluğu bir daha toparlanamadı. 1261 yılında başkenti geri alan imparatorlar bir harabe ile karşılaştılar. Devletin kasası boştu ve yıkılan eserlerin hepsini onarmak da mümkün değildi.

Bizans İmparatorluğu, bu şartlarda 200 yıl daha ayakta kalmayı başardı. Büyük Selçuklu Devleti yıkılmış ve yerine Anadolu Selçuklu Devleti kurulmuştu. Çatışmalar olsa da, iki devlet de varlığını sürdürdü.

13. Bizans ve Osmanlılar

Anadolu Selçuklu Devleti dağıldıktan sonra, çeşitli Türk Beylikleri ortaya çıkmıştı. Anadolu coğrafyası irili ufaklı birçok beylik ile dolmuştu. Ancak aralarından bir tanesi doğru stratejik hamleleri yaparak diğerlerine üstün gelecekti.

Osmanlı Beyliği’nin Batı’ya yayılma politikası ile hızla toprak kaybeden Bizans, sırasıyla İznik, Bursa ve Edirne gibi önemli şehirleri kaybetti. Bu şehirler o kadar önemliydi ki, Osmanlılar önce Bursa ve sonrasında Edirne’yi başkent ilan etti.

Kaçınılmaz son artık yaklaşıyordu. Parça parça Marmara Bölgesi’ni Osmanlı’ya kaybeden Bizans, İstanbul’un Tarihi Yarımadası’na hapsoldu.

Osmanlılar Yıldırım Bayezid ve II. Murad dönemlerinde İstanbul’u almaya çalıştılar ancak olmadı. Araya Ankara Savaşı (1402) ve Balkanlar’daki Haçlı Seferleri (1444) gibi olaylar girdi.

14. İstanbul’un Fethi

Sultan II. Mehmed’in tahta çıkmasıyla artık Bizans’ın kaçınılmaz sonu da gelmişti. Çaresizce düşmanından yardım istemek zorunda kalan Bizans İmparatoru VIII. İoannis Paleologos, Papa’ya başvurdu. Floransa’ya giden ve toplantılar yapan İoannis’in ittifak çabaları sonuç vermedi.

Son İmparator XI. Konstantinos Paleologos döneminde Bizans siyaseti toz duman olmuştu. Batı’dan yardım bekleyen imparator ve kilise, halkın büyük tepkisi ile karşılaştı. Latin İstilası sırasında olanlar hala acıyla hatırlanıyordu. Bu yüzden bir kısım Bizanslı, Papa’dan yardım almaktansa, Osmanlı’nın gelmesine razıydı.

Hepimizin bildiği üzere İstanbul’un Fethi 1453 yılında gerçekleşti ve Bizans İmparatorluğu tarihe karıştı. 1000 yıldan uzun süren bir öykü sona ermişti. İstanbul, tekrar yükselen bir gücün (bkz: Osmanlı İmparatorluğu) başkenti olmuştu.


Bizans İmparatorluğu Tarihi Yazısı Kaynakları:

John Julius Norwich’in Bizans adlı kitabı (Kabalcı Yayınları)
Robin Pierson’ın The History of Byzantium adlı podcast yayını


Kısaca Bizans İmparatorluğu Tarihi by Serhat Engül

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *