Beyoğlu’nda Gezilecek Yerler

Beyoğlu’nda gezilecek yerler arasında asırlık semtler var. Günümüzde İstanbul’un en hareketli ilçesi olan Beyoğlu’nun, Osmanlı döneminde padişahların ava gittiği bir ormanlık alan olduğunu hayal etmek bile zor. Osmanlı’nın son yüzyılına kadar şehir dışında kalan ve “Pera” diye anılan Beyoğlu, 1800’lü yıllarda müthiş bir değişim geçirdi.

Bizans döneminde, Tarihi Yarımada’dan bakan halkın “öteki taraf” yani Pera olarak andığı semt, Osmanlı döneminde ise Bey-Oğlu adını aldı. Padişahın, Dolmabahçe Sarayı‘na taşınması ve büyükelçiliklerin açılması ile canlanan Beyoğlu’nun tarihi ve semtleri hakkında bilgi paylaşmak isterim. Keyifli bir okuma parçası olması dileğiyle başlayalım.

Beyoğlunda Gezilecek Yerler
Beyoğlu’ndaki Nostaljik Tramvay

Beyoğlu Semti Tarihi

Beyoğlu semti tarihi, Bizans dönemine kadar uzanıyor. İstanbul, Bizans İmparatorluğu‘nun başkenti iken adı Konstantinopolis’ti. İşlek bir liman kenti olan Konstantinopolis; Çin’den, Avrupa’ya kadar uzanan İpek Yolu’nun merkez limanıydı.

Bu dönemde yaşam genel anlamda Tarihi Yarımada ile kısıtlıydı. Bizanslılar, günümüzün Suriçi’nden, karşı tarafa baktıklarında “Haliç’in ötesi” gözüküyordu. Bu yüzden de Yunanca’da “ötesi” anlamına gelen “Pera” adını verdiler.

Pera ismi biraz da uzaklık belirten bir terimdi. Çünkü o zamanlar Tarihi Yarımada ile Pera’yı birleştiren bir Galata Köprüsü yoktu. Tarihi Yarımada’da Bizans halkı yaşarken, yine Bizans toprağı olan Pera’da ise Latin kökenli Avrupalılar yaşıyordu.

Çin’den gelen ipekli kumaşlar ve Hindistan’dan gelen baharatlar, karayoluyla Konstantinopolis’e ulaşıyor ve buradan da Avrupa’ya ihraç ediliyordu. Bu ticareti yöneten koloniler ise Venedikliler ve Cenevizliler idi.

Pera semtindeki düzen, Osmanlı’nın son yüzyılına kadar aynı kaldı. Çünkü Fatih Sultan Mehmet, Venedik ve Ceneviz kolonilerine imtiyazlar tanıdı ve ticaret aynı şekilde devam etti. Semtin adı ise Kanuni Sultan Süleyman döneminden itibaren değişti.

Osmanlı İmparatorluğu’nun gücünün doruğunda olduğu 16. yüzyılda, Pera’da bir Venedik aristokratı yaşardı. Venedik Dükü Andrea Gritti’nin, gayrimeşru oğlu tüccar Alvisa Gritti, padişaha yakın simalardan biriydi.

Pargalı İbrahim Paşa, Kanuni Sultan Süleyman ve Alvisa Gritti sıkça bir araya gelip sohbet ederlerdi. Gritti, Pera’nın yüksek yamaçlarından birinde oturuyor ve babası bir lord olduğu için “Beyoğlu” olarak tanınıyordu. Zaman içinde semtin adı da Beyoğlu olarak anılır oldu.

Beyoğlu’nun Semtleri

Günümüzde Beyoğlu’nun semtleri olan Karaköy, Galata ve Tepebaşı gibi yerler çok eskiden beri Osmanlı’nın gayrimüslim halklarının yaşadığı yerlerdi. Fakat Haliç’in kuzeyinde bulunan bu alanların “Modern İstanbul” diye anılacak kadar gelişmesi, 19. Yüzyıl’ın ikinci yarısına tarihlenir.

Bu değişimde en büyük rolü oynayan, 1800’lerde bölgede birbiri ardına açılan büyükelçilik binaları oldu. Tarihi Yarımada’yı çeviren surların dışında, başlarda yalnızca Karaköy-Galata bölgesi varken, yerleşim gittikçe yukarılara uzandı ve bir Ceneviz Kolonisi olan Galata’nın dışına taştı.

Yeni yapılar önce Tepebaşı ve Galatasaray Meydanı‘nı kapladı; sonrasında ise Cadde-i Kebir (İstiklal Caddesi) aracılığıyla bugünkü Taksim Meydanı’na kadar uzandı.

Beyoğlu: Doğu’nun Paris’i

1850’den, Osmanlı’nın 1920’lerdeki çöküşüne kadar Haliç’in kuzeyindeki Beyoğlu çoğu kişi tarafından “Doğu’nun Paris’i” olarak anılıyordu.

Görkemli büyükelçilik binaları, lüks dükkanlar, saray gibi konaklar ile süslü Cadde-i Kebir, yabancılar tarafından Grand Rue De Pera (Pera’nın ana caddesi) olarak bilinirdi. Buna karşılık Müslüman halk, Haliç’in öte yakasında, yani Tarihi Yarımada’da mütevazı bir hayat sürüyordu.

İki yaka arasındaki kültürel farkı artıran şeylerden biri de, modernist bir padişah olan Sultan Abdülmecid’in, Boğaz kıyısındaki Dolmabahçe Sarayı’nı inşa etmesi ve Tarihi Yarımada’da bulunan geleneksel Topkapı Sarayı’nı terk etmesiydi.

Yabancı elçilerin, tüccarların ve bankerlerin Beyoğlu’nda düzenlediği balo, tiyatro ve konser etkinliklerine Sultan Abdülmecid de iştirak ediyordu. Bu dönemde Pera Palas’ın olduğu Meşrutiyet Caddesi de çok renkliydi.

Beyoğlu’nda Gezilecek Yerler

İstanbul’un en canlı ve hareketli bölgesi olan Beyoğlu’nda gezilecek birbirinden güzel yerler var. Dilerseniz bunları Beyoğlu’nun semtlerini referans alarak kısaca gözden geçirelim. Listemizde Beyoğlu’nun her geçen gün gelişen 6 güzel semti var.

1. Karaköy

Karaköy, son yıllarda İstanbul’un yükselen yıldızı oldu. Tophane’den, Karaköy’e giden sokaklarda; onlarca güzel butik kahve dükkanı ve restoran açıldı. Şehrin en ünlü baklavacısı Karaköy Güllüoğlu ve en iyi kahvaltı salonlarından Namlı Gurme de Karaköy sınırları içinde yer alıyor.

Bizans ve Osmanlı döneminde liman işlevi gören Karaköy, İstanbul’un fethi sırasında Haliç’in girişine çekilen zincirin de bir ucunun bağlı olduğu yerdi. O meşhur zincirin bir parçası bugün İstanbul Deniz Müzesi’nde sergileniyor.

Karaköy, Fener ve Balat gibi şehrin en sürprizli semtlerinden biri. Ara sokaklarını gezdikçe Ceneviz, Bizans ve Osmanlı dönemi tarihi eserleri görebilirsiniz. Bankalar Caddesi, muhteşem binalarla süslü olduğu gibi; 19. Yüzyıl’da Osmanlı’nın geçirdiği köklü sosyal ve ekonomik değişimi yansıtır niteliktedir.

Ayrıca semtin ara sokaklarında, adeta İtalya‘dan getirilip; İstanbul’a konmuş gibi duran Arap Camii görülebilir. Söz konusu yapı, geçmişte bir Katolik kilisesi iken, günümüzde cami olarak kullanılır.

Karaköy’ü keşfetmek için bir gezi rehberine ihtiyaç duyarsanız, Karaköy’de gezilecek yerler adlı yazıma göz atabilirsiniz. Bu yazıda bir gezi rotası çizmiş ve semtin tarihi eserlerini tanıtmıştım.

2. Galata

Beyoğlunun semtleri

Galata, hem Bizans hem de Osmanlı döneminde ayrıcalıklı bir ticaret kolonisi olan Cenevizliler tarafından mesken tutulmuştu. Şehrin önemli tarihi eserlerinden olan Galata Kulesi de onlar tarafından inşa edildi.

Galata’nın kuledibi meydanı ve çevresindeki sokaklar, son dönemde modern kafeleri, butik otelleri ve sanat galerileri ile şehrin entelektüel köşelerinden biri haline geldi.

Galata Kulesi’nin çok yakınında, şehrin en önemli sinagogu olan Neve Şalom Sinagogu var. Şirin alışveriş caddelerinden Serdar-ı Ekrem Caddesi’nde de güzel vakit geçirebilirsiniz. Ayrıca şehrin en kaliteli barlarından Nardis Jazz Club‘a da uğrayabilirsiniz.

Galata’da yapılacak şeyler ile ilgili daha çok bilgi için Galata’da gezilecek yerler yazısını tavsiye ederim. Biraz karmaşık bir gezi rotası olan Galata Semti için size yol gösterebilir.

3. İstiklal Caddesi

Beyoğlunda gezilecek görülecek yerler

İstiklal Caddesi, İstanbul’da yürüyüşe çıkılacak en güzel caddeler arasında. Yaklaşık 1.5 km uzunluğa sahip olan İstiklal Caddesi üzerinde; konsolosluk binaları, alışveriş merkezleri, sinema salonları, tiyatro sahneleri, restoranlar ve kitapçılar var.

İstiklal Caddesi yakınlarında Nevizade ve Asmalı Mescit gibi renkli sokaklar, Çiçek Pasajı gibi eğlence mekanları ve Sent Antuan Kilisesi gibi ikonik yapılar var. Ayrıca İstiklal Caddesi üzerinde, İstanbul’un en iyi restoranları listesine eklediğimiz 360 İstanbul da bulunuyor.

İstiklal Caddesi, 7 gün 24 saat insanla dolup taşıyor ve günde milyonları bulan ziyaretçisi ile şehrin içinden akan coşkun bir ırmağa benziyor. Beyoğlu ile adeta özdeşleşen İstiklal Caddesi, Beyoğlu’nda gezilecek yerler listesinin omurgasını oluşturuyor.

4. Meşrutiyet Caddesi

Beyoğlunda gezilecek caddeler

Meşrutiyet Caddesi, Osmanlı’nın son yüzyılındaki gösterişli Pera semtini yansıtıyor. Beyoğlu’nun yükselişe geçtiği 19. yüzyılda açılan Pera Palas gibi oteller halen görülebiliyor.

Bölgenin en bilinen yapısı olan Pera Palas’a bir parantez açmakta fayda var. Çünkü 19. yüzyılda Sirkeci Tren Garı’na gelen Orient Express’in (Şark Ekspresi) yolcuları ekseriyetle bu otelde konaklıyordu.

Ünlü cinayet romanı yazarı Agatha Christie de “Doğu Ekspresi’nde Cinayet” isimli romanını yazmadan önce bu otelde konaklamıştı. Pera Palas’ın başka bir özelliği de Mustafa Kemal Atatürk’ü ağırlamış olması. Atatürk’ün kaldığı oda, halen müze gibi işlev görüyor.

Meşrutiyet Caddesi, aynı zamanda İstanbul’un en şık restoranlarından bazılarına ev sahipliği yapıyor. Bunlara örnek olarak Mikla, Meze By Lemon Tree ve NuPera’yı örnek verebiliriz.

5. Cihangir

blank

Cihangir, yazarlar ve yönetmenlerin semti olarak bilinir. Türkiye’nin Nobel ödüllü yazarı Orhan Pamuk da bu semtle özdeşleşmiştir. Cihangir; butik otelleri, şık restoranları, kafeleri ile şehirdeki entelektüel yaşamın adeta merkezi gibidir.

Cihangir’in içindeki Çukurcuma Caddesi ise İstanbul’da alışveriş yapılacak yerler arasında gelir. Antika dükkanları ile ünlü olan Çukurcuma, fotoğraf çekmeyi sevenlere çok güzel görüntüler verir. Ayrıca Orhan Pamuk’un Masumiyet Müzesi de yine Çukurcuma’da konumlanır.

Çok bilinmese de İstanbul’un tarihi hamamları arasındaki Ağa Hamamı da Cihangir’dedir. 1454 yılına tarihlenen bu hamam, İstanbul’un en eski Türk hamamıdır.

6. Tophane

Beyoğlunda Gezilecek Tarihi Yerler

Tophane, Mimar Sinan’ın eseri olan Kılıç Ali Paşa Camii ve yanı başındaki Tophane Çeşmesi ile dikkat çeker. Birbirine bitişik olan Karaköy, Tophane ve Fındıklı semtleri, kruvaziyer gemilerinin buraya yanaşması sayesinde oldukça hareketlidir.

Tophane-i Amire olarak bilinen ve Osmanlı döneminden kalma olan yüzlerce yıllık top fabrikası, sıra dışı mimarisi ile dikkat çeker. Bu yapı günümüzde bir Mimar Sinan Üniversitesi’nin Güzel Sanatlar Akademisi’ne bağlı bir sergi alanıdır. Şehrin en güzel müzelerinden olan “İstanbul Modern” de yine Tophane semtinde bulunur.

Tophane’den yürüyerek Kabataş’a gidebilir ve Dolmabahçe Sarayı Müzesi’ni gezebilirsiniz. Yol üzerinde, Osmanlı’nın farklı dönemlerinde inşa edilmiş olan; Nusretiye, Molla Çelebi ve Bezmialem Valide Sultan camilerini göreceksiniz.

Yazı Önerileri

Beyoğlu, İstanbul ile ilgili yeme-içme yazılarımın çoğunda adı geçen bir semt. O yüzden bu bölgeyi gezerken hangi lezzet duraklarını keşfedebileceğinize dair ipuçları vermek isterim.

Örneğin, İstanbul’un en iyi şarap evleri yazımızda Beyoğlu bolca geçer. Ya da İstanbul’un en iyi meyhaneleri yazısına da bakabilirsiniz. Şayet Beyoğlu’nda bir yemek molası verecekseniz, Beyoğlu’nun en iyi restoranları yazısı da işinize yarayabilir.

Beyoğlu’nda Gezilecek Yerler by Serhat Engül

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *